İki gündür memleketin tek gündemi Papa. Pek bi sevdik bu tontoşu. Papa geldi, yürürken az kaldı düşüyordu, ah çok yoruldu, canım babacım/papacım, ..

Dünya üzerindeki en önemli iktidar merkezlerinden biri olan Vatikan’ın Papası, Atatürk Orman Çiftliğinin kalbine yapılan kaçak sarayın ilk resmi konuğuydu. Tam da bu sırada, sarayın yapılabilmesi için değiştirilen planın hukuka aykırı olması nedeniyle –öyle böyle değil çok uzun ve ayrıntılı bir gerekçe ile Yürütmenin Durdurulmasına karar veren Ankara 5.İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerinin sürüldüğü haberleri çıktı. Aslında Mahkeme Başkanı ve üyeler  5.İdare Mahkemesinden çok önce ayrılmışlardı, ama Papa nedeniyle saray gündemde olduğundan kararı veren hakimlerin nerede olduğu da haber oldu. Habercilerin eksiği tarihti. Kararı veren Mahkeme Başkanı YD kararının verildiği 10 Şubat 2014 tarihinin hemen ertesi günü 11 Şubat 2014 tarihli Mazaret Kararnamesi ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine gönderilmişti. Üyeler ise 4 ay sonra 11 Haziran tarihli kararname ile gönderilmişlerdi.

Her neyse, konumuz YD.  Gelin birlikte hatırlayalım YD’nin tarihini:

Cumhuriyetin ilanından itibaren yürürlüğe giren Danıştay Kanunları (669, 3456 sayılı) ile 1961 Anayasası döneminde çıkarılan 521 sayılı Danıştay Kanununda yürütmenin durdurulmasıyla ilgili olarak özel koşullar getirilmemiş ve konu Danıştay’ın takdir ve içtihadına bırakılarak yargısal makamlara geniş bir takdir yetkisi tanınmıştı.

“Bugünlere kavuşmamız”ın başlangıcı olan 1971 yılında, durun bakalım denilip telafisi güç durumların ortaya çıkması veya dilekçede ileri sürülen hususların dosyanın durumuna göre ciddi ve idari işlemin iptalini haklı gösterecek nitelikte olması halinde yürütmenin durdurulması kararı verilebileceğine hükmedildi.

1982 Anayasası yürürlüğe girmeden önce çıkarılan, 27/10/1980 tarih ve 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun hükümlerinin uygulandığı darbe düzeninin kanunlarından biri olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27.maddesinde de benzer hüküm yer aldı.

Yıldırım Akbulut hükümeti döneminde yürütmenin durdurulması kararının verilebilme şartları vurgulandı. Kısa bir süre sonra Tansu Çiller hükümeti döneminde Yürütmenin Durdurulması kararlarına karşı itiraz yolu getirildi. Böylece idarenin itiraz yolu ile kararı kaldırabilmesi imkanı geldi.

İYUK değişikliklerinin tümü, idari yargı kararlarının idareye engel olduğu görüşünün sonucuydu. 2012 yılına kadar YD’ye dokunulmadı. Ama olmuyordu, her engel gene yargının geniş yorumuyla aşılıyor ve telafisi imkansız zararların önüne geçiliyordu.

Artık buna bir son vermek gerekti ve geniş yorumun önünü kapayacak büyük bir reforma ihtiyaç vardı. Hükümetini söylemeye gerek yok 2012 yılında 3.yargı paketi denilen “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun” la yürütmenin durdurulmasına “dur” denildi. 

Hakimin yürütmenin durdurulmasına karar verebilmesi şartları artırıldı.

– İdarenin savunmasını almadan karar veremezsin

– İdare savunma vermese de savunma süresi geçmeden karar veremezsin

– İlgili kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğün için iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuruyor olsan da karar veremezsin

– Çok zorunlu bir durum varsa savunmaya kadar verebilirsin ama idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğunu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunu belirtilmek zorundasın.

Vatandaşın YD talebinin reddi için ise bir şarta gerek yok, doğrudan ve gerekçesiz reddedebilirsin.

2014 de ileri bir adım daha atıldı, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemlerin, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılamayacağı düzenlenmek suretiyle bu işlemler hakkında davanın açıldığı aşamada açıkça hukuka aykırı oldukları tespiti yapılsa bile idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulması kararının verilmesi mümkün olmaktan çıkarıldı. Bu kadarı da fazla diye AYM bunu iptal etti. Ama varılmak istenen sonuç bu işte.  İktidar diyor ki; açıkça hukuka aykırı olsa da yaparım.

Çok renkli bir Danıştay Başkanımız onu durdur bunu durdur yok artık durdurmak demişti. Evet elbette, durmak yok yola devam, YD yetmez ve hatta kapansın mahkeme kapıları bir daha açılmasın.