16 Nisan Pazar günü yapılan halk oylamasında en çok tartışılan husus, Yüksek Seçim Kurulu’nun Kararı olmuştur. Gece yarısı ilk açıklamasını yapan YSK Başkanı; “sandıklar açılmaya başlandıktan sonra sonuçlar kurula ve siyasi partilere ulaşmadan önce bazı sandık kurullarının seçmene oy pusulası ve zarflarını sandık kurulu mührü ile mühürlemeden verdikleri yolundaki yoğun şikayetler ve AK Parti temsilcisinin talebi üzerine, sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulası ve zarfların dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli sayılmasına karar verdikleriniifade etmiştir.

Bu konuyla ilgili bir karar alınıp alınmadığı bilinmemektedir. Zira YSK’nın resmi internet sitesinde yayınlanan 16 Nisan 2017 tarihli ve 559 sayılı karar bu konu ile ilgili olmayıp, yine Başkan’ın konuşmasında söz ettiği “Tercih yerine Evet mührü basılı oy pusulaları ile sandık kurulu mührü oy pusulalarının ön yüzüne basılanlarının ve oy pusulalarının arka yüzüne basılmakla birlikte mürekkep fazlalığı nedeniyle mührün ön yüzüne yansıdığı oy pusulalarının geçerli sayılıp sayılamayacağı” hususuna ilişkindir.

Öyle anlaşılıyor ki; Başkan mühürsüz oyların geçerli olduğuna ilişkin açıklamayı, 559 sayılı kararda varmış gibi göstermeye çalışmaktadır. Bunu yaparken 298 sayılı kanunun 101. maddesine atfen, “yasa koyucu ikinci tedbir alarak, oradaki sandık kurulu başkan ve üyelerinin mühür basması şartını getirmiştir” demektedir. Bunu söyleyen Yüksek Yargı Organı olarak kabul edilen Kurul’un Hukukçu Başkanı’dır. Kanunda bu şart varken tersine bir uygulamaya ilişkin nasıl karar alabildiklerini ise açıklamamaktadır.

Bununla da yetinmeyip, “Vatandaş, YSK tarafından imal ettirilen, sahte olmayan, kendisine verilen oy pusulasını geçerli şekilde, usulüne uygun olarak mühürlemek suretiyle sandığa atmıştır. Yani akşamdan beri tartışmaya konu olan, geçersiz olduğu ileri sürülen oy pusulaları ve zarfları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından imal ettirilen, üretilen, gerçek, doğru, sahte olmayan oy pusulası ve zarflardır. Zaten sahte olan oy pusulası ve zarf geçerli değildir. Onda kimsenin herhangi bir şüphesi yok.” diyerek, bu şekilde kullanılan oyların sahte olmadığını baştan tespit etme yoluna gitmiştir.

YSK’nın hukuken var olmayan kararında geçen, “sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulası ve zarfların dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli olacağına” ilişkin açıklama ise tamamen hukuk dışıdır.

Bunun anlamı şudur: “Sahte olduğunu iddia ediyorsanız kanıtlayın.”

YSK kendi görev ve sorumluluğu olan seçim güvenliği ile hukuka uygun oy sayımını, bizzat kendi ihlal ederek suç işlemiştir. Olmayan karar ve tespitlerle sayımı yönlendirmiş, “Evet” ve “Hayır” oyları arasındaki çok düşük farkı, halk oylamasının “Evet” tercihi ile sonuçlanacağı biçimde korumaya çalışmıştır. Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

SAVUNMA HAREKETİ, 17.04.2017