2012’de kanunla özerk ve “Başbakanlıkla ilişkili” olarak kurulan Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHK), Türkiye’nin her yerinden mahkumların tedavilerinin yapılması amacıyla gönderildikleri Ankara Numune Hastanesi’ndeki mahpus koğuşuna ilişkin şok edici bir rapor hazırladı.

Kemal Göktaş’ın http://kemal-goktas.blogspot.com.tr adresinde yayımlanan haberine göre; raporda hastaneye tedavi amaçlı gönderilen mahkumlara banyonun kullandırılmadığı, kişisel temizlik için gereken malzemelerin bulunmadığı, cezaevinden getirdikleri giysileri değiştiremedikleri, çamaşırlarının yıkanmadığı, yeni ve temiz çamaşır alma olanağının tanınmadığı, sağlık personelinin yetersiz olduğu, tuvaletlerin dört kişilik oda içinde olduğu için mahremiyetlerinin ihlal edildiği, sevkler sırasında bulaşıcı hastalık riskinin olduğu belirtildi. Dinleme ve kayıt altına alma için gereken alt yapı kurulmadığından mahkumlara cezaevinde sahip oldukları telefonla görüşme hakkının da kullandırılmadığı belirtilen raporda havalandırmanın olmaması ve iletişim araçlarının kullandırılmaması nedeniyle cezaevinden daha ağır koşullarda “tedavi” yapıldığı ortaya konuldu.

TİHK’in hazırladığı raporda Ankara Numune Hastanesi’nin mahpus hastaların tedavilerinin yapıldığı sayılı hastanelerden biri olduğu belirtildi. Raporun hazırlık sürecinde görüşülen hastaların, “muayene ortamlarında güvenlik görevlilerinin bulunduğu, kelepçe gibi kısıtlayıcı araçlarla muayene edildiklerini, mahpus olmaları nedeniyle olumsuz davranışlarla karşılaştıklarını, hastane ortamlarında kötü koşullarda gün boyu bekletildiklerini, ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını, beslenemediklerini ve herkesin görebileceği şekilde tutulduklarını ve dolaştırıldıklarını” belirttiklerine yer verildi. Raporda, inceleme, gözlem ve görüşmeler sonunda ulaşılan tespitler şöyle sıralandı:

Bulaşıcı Hastalık Riski

– Odaların havalandırması ve aydınlatması oldukça yetersizdir. Hastalar odalarda gün ışığından ve temiz havadan yararlanamamaktadır. Bu durum hastalar açısından sağlıksız bir ortam yaratmanın yanı sıra moral açıdan da olumsuzdur.

-Tıbbi dosyalar infaz koruma memurları veya askeri personel eliyle taşınmakta ve mahremiyeti korunamamaktadır.

-Sevk için kullanılan araçlarda hastalar oldukça sıkışık oturmakta, yakın temas bulaşıcı hastalık riskini artırmaktadır.

-Hastalar, sevk edileceklerini son anda öğrenmekte, yakınlarına haber verememekte, kişisel eşyalarını dahi getiremeyip, yalnızca üzerlerindeki giysilerle gönderilmektedir. Bu durum hastaların sağlıklarını, hijyenlerini etkilemekte, ekonomik ve sosyal destekten yoksun kalmalarına yol açmaktadır.

Oda İçindeki Tuvalet Mahremiyete Aykırı

-Hastalar, sistemik bir giriş muayenesinden geçirilmemekte, ilk değerlendirme yakınmaları olan servis hekimleri tarafından yapılmaktadır.

-Hastaların, personele seslerini duyurmak dışında ulaşabilecekleri bir alarm veya takip sistemi yoktur.

-Mekân, tutuklu, hükümlü ayrımına izin vermemekte, hastaların oda seçim şansı bulunmamakta ve diğer dört hasta ile birlikte aynı koğuşu paylaşmaktadır.

-Hastaların özel yaşantılarına saygı gösterilecek bir ortam bulunmamakta, tıbbi değerlendirmeler diğer hastaların yanında gerçekleşmektedir.

-Ring aracında görüşülen siyasi mahpuslar, mahremiyete dikkat edilmediğini, güvenlik görevlilerinin muayene ortamında bulunduğunu ve kelepçelerinin çıkarılmadığını iletmişlerdir.

-Hastaların odalarda yatak dışında kullanabileceği, dinlenebileceği ve herhangi bir faaliyet yapabileceği hiçbir eşya (masa, sandalye) yoktur.

-Oda içinde yer alan tuvalet ve lavabonun kullanımı, mahremiyet duygusunu zedelemenin yanı sıra hijyen boyutunda da sorun yaratmaktadır.

Banyo Yok

-Banyo olanağı bulunmamakta, kullanılamamaktadır.

-Yiyecek ve içeceklerin korunması için herhangi bir donanım bulunmamaktadır.

-Kişisel temizlik için gerekli malzemeler bulunmamaktadır. Odada bulunan lavaboda kişisel temizliklerini gerçekleştirmeleri mümkün değildir.

-Bakım gereken hastaların kişisel hijyenlerini kendi başlarına korumaları olanaklı değildir.

-Çamaşırlar yıkanmamakta, yeni ve temiz çamaşır alma imkânı bulunmamaktadır.

20 gün kıyafet değiştirilemiyor

-Mahpus hastalar için özel bir giysi kullanılmamakta, infaz kurumlarından geldikleri sırada üzerlerinde olan kişisel eşyalarını kullanmaktalar. Refakatçisi bulunmayan mahpuslar yeni eşya temin edememekte ve temiz giysilere ulaşamamaktalar. Mevcut giysilerin temizlenmesi için gerekli imkânlara da sahip değildirler. Mahpus bölümünde 20 gün kalan bir mahpus, bu süre boyunca kıyafetini değiştirememek durumunda kalmaktadır.

-Mahpuslar hastaneye gelişlerini ailelerine haber veremediklerini ifade etmişlerdir. Telefon görüşme hakkının, dinleme ve kayıt altına alma mekanizmasının kurulamamış olması gerekçe gösterilerek fiilen kaldırılmış olması kabul edilemez.

-Ziyaret ve açık görüş olanağı bulunmamaktadır.

Refakatçi Sıkıntısı

-Ağır ve bakım gereken hastalarda refakatçi olanağı bulunduğu belirtilmekle beraber, uygulamada refakatçinin günde iki kez bir-iki saat hastasının bakımını gerçekleştirebildiği, refakatçinin odada kalmasının mümkün bulunmadığı, iznin cumhuriyet savcılığından alındığı; ancak sürekli bakım gerektiren hastalarda bu olanağın sorunu çözmekten uzak olduğu anlaşılmaktadır.

-Hastanede tıbbi tedavi nedeniyle hassasiyeti ve endişeleri artmış hastalara moral destek verilememesi tedavi süreçlerinde de olumsuz etkilere yol açabilmektedir.

-Hastalar günlük gazeteye ulaşamamakta, kullanabilecekleri TV, radyo gibi iletişim olanaklarından, kitap ve diğer yayınlardan yararlanamamakta, bunların yasak olduğunu düşünmektedir.

Ruh Sağlıkları

-Hastaneye götürülme dışında mahpusların oda dışına çıkma olanağı yoktur. İnsani ve sosyal etkileşimi gerçekleştirecek mekân ve imkân bulunmamaktadır. Odalar, herhangi bir etkinlik için uygun olmadığı gibi, kişilerin zamanı öğrenmeleri ve dış dünyadan haberdar olmaları bile olanaklı görülmemektedir.

-Birimde, havalandırma imkânı olmadığı gibi, hastalar yalnızca hastanedeki tedavileri için oda dışına çıkabilmektedir.

-Yardımcı sağlık personeli yetersizdir. Geceleri kadın sağlık personelinin bulunmaması önemli bir eksikliktir.

-Hekimlerin tedavi ve takipleri hakkında belirgin bir yakınma dile getirilmemiş, ancak bulundukları koşulların ruh sağlıklarını olumsuz etkilediği vurgulanmıştır.