SAVUNMA HAREKETİ olarak, kamuda çalışan meslektaşlarımızın Baroda temsil edilmesi gerektiği inancıyla hareket etmekteyiz. Kamuda çalışan hukukçularımızın, karar vericiler tarafından bilinmeyen ve/veya görmezden gelinen problemlerini şu şekilde özetlemek mümkün görünmektedir:

  • Farklı kurumsal yapılarda farklı hukuk birimi yapılanmalarının varlığı, aynı işi yapan hukukçular arasında eşitsizlik ve adaletsizlik yaratmaktadır. Örneğin, Bakanlıklar için “Hukuk Müşavirlikleri” şeklinde bir yapılanma; Başbakanlıkta ise, özlük hakları açısından daha avantajlı “Hukuk Hizmetleri Başkanlığı” yapısı öngörülmüştür. Söz konusu farklılıkların giderilmesi açısından ideal olanın, tüm hukuk birimi yapılanmalarının yeknesak hale getirilmesi olduğu açıktır.
  • Kamuda çalışan hukukçular, “Avukat”, Hukuk Müşaviri”, “Müşavir Avukat”, “Uzman Hukukçu”, “Hukuk Uzmanı”, “Uzman”, “Uzman Yardımcısı” gibi muhtelif unvanlarla ve birbirinden çok farklı özlük haklarıyla çalıştırılmaktadır. Bu da benzer ve çoğunlukla aynı işi yapan hukukçular arasında eşitsizliğe ve adaletsizliğe yol açmaktadır. Bu unvan ve statü farklılıklarının giderilmesi gerekmektedir.
  • Bakanlıklar ve diğer kamu kurumlarında 1. derecedeki bir hukuk müşavir veya avukatın ek göstergesi 3000 rakamı olup daha alt dereceli kadrolarda ise ek gösterge rakamı daha da düşmekte ve bu durum maaşlara da yansımaktadır. Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığı ayrık tutulduğunda yalnızca Maliye Bakanlığı Hukuk Müşavirlerinin ek göstergesinin 3600 olduğu görülmektedir. Bu ek gösterge rakamı, mimar, mühendis, müfettiş, şehir plancısı, doktor, diş hekimi, eczacı, veteriner ve biyolog gibi en düşük ek gösterge rakamı 3600 olan meslek mensuplarından dahi daha düşüktür. Yine, kamu avukatlarının emsal meslek gruplarına göre daha az özel hizmet tazminatı aldıkları ve Bakanlık Hukuk Müşavirleri ve Avukatlarının makam ve temsil tazminatı almadıkları bilinmektedir. Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesindeki düzenlemeye göre çoğu meslek mensuplarına göreve başlarken ek dereceler verilmişken, kamu avukatlarına ek derece verilmemiştir. Örneğin mimar, mühendis, jeolog, hidrolog, fizikçi, doktor, eczacı, biyolog gibi bir çok meslekte göreve 8. dereceden başlanırken, avukatlıkta 9. dereceden göreve başlanılmaktadır. Bu da, ciddi manada kamu avukatları aleyhine haksızlık ve eşitsizliğe sebep olmaktadır. Yine Hakim ve Savcılar iki yılda bir derece alırken, kamu avukatları üç yılda bir derece almaktadırlar. Bu sorunlar, yasal değişiklik yapılmak suretiyle giderilebilecektir.
  • Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları açısından işyükü, dava sayısı ve dava niteliği farklıkları nedeniyle vekalet ücreti açısından büyük farklılıklar doğmakta, kimi kurumlar belirlenen yıllık limiti rahat rahat aşmakta iken kimi kurumlarda ise limitin doldurulmasında dahi sorunlar yaşanmaktadır. Diğer taraftan, kamu kurum ve kuruluşların farklı yapılanmaları nedeniyle vekalet ücretlerinin dağıtımı konusunda da kurumlar bazında farklılıklar doğmaktadır. Vekalet ücretine ilişkin bu sorunların konuya ilişkin genel bir düzenleme yapılarak çözümlenmesinin mümkün olacağı düşünülmektedir.

Tespit ettiğimiz ve özetlediğimiz bu problemlerin, güçlü bir meslek örgütünün sahiplenmesi ile çözüme ulaştırılabileceğine inanıyor ve bunun için de desteklerinizi bekliyoruz.

İnanıyoruz ki; bu Baro seçimi, kamuda çalışan meslektaşlarımızın SAVUNMA HAREKETİ olacak.