Redhack davasının avukatı Yusuf Gözel, yargılama sürecini Savunma Hareketi.Org’a yazdı.  İşte Gözel’in yazısı:

Redhack (Kızıl Hackerler) Davası

Redhack davası 16 Mart 2015 tarihinde sessiz sedasız bir şekilde sona erdi. Gözaltı operasyonu ve ilk duruşma sürecini basın çok yakından takip etmişti. Dosya karara çıktığında ise izleyici sıralarında hiç kimse yoktu.

Redhack davası neydi ve ne oldu?

Ankara Emniyet Müdürlüğü İnternet sitesi 26 Şubat 2012 tarihinde Redhack tarafından hacklendi. Bu olaya basında geniş bir şekilde yer verildi. Olayla ilgili bazı haber başlıkları ise şöyleydi:

-RedHack Emniyet’ten Bildiriyor

(http://www.bianet.org/bianet/bilisim/136504-redhack-emniyet-ten-bildiriyor)

-Ankara Emniyeti ‘Çökertildi’
(http://www.radikal.com.tr/turkiye/ankara_emniyeti_cokertildi-1080108)

-Hacker’lar Konuştu: Şifreler ‘Emniyet’sizdi
(http://www.radikal.com.tr/turkiye/o_hackerlar_konustu_sifreler_emniyetsizdi-1080633)

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü Hacklediler
(http://www.cnnturk.com/2012/guncel/02/27/ankara.emniyet.mudurlugunu.hacklediler/650932.0/)

-Ahmet Türk’e Saldırı 2 Ay Önce ihbar Edilmiş
(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/327734/Ahmet_Turk_e_saldiri__2_ay_once_ihbar_edilmis.html)

Basının gösterdiği yoğun ilgi karşısında Ankara Emniyet Müdürlüğü olaya ilişkin bir an önce fail bulma telaşına düştü.

Bu arada bazı ihbar e-postaları emniyete ulaşmaya başlamıştı. Bu ihbar e-postalarında  ismi yazılı kişilerin Redhack üyesi olduğu iddia ediliyordu. Emniyete 06 Mart 2012 – 15 Mart 2012 tarihleri arasında 5 tane ihbar e-postası  geldi.. Bu e-postalarda 30 civarında kişinin ismi bulunuyordu.

İhbar e-postalarında ismi bulunan kişilerden seçilen 17 kişi hakkında, 17 Mart 2012 tarihinde gözaltı operasyonu başlatıldı. Gözaltılar Antakya, Ankara, Batman, Diyarbakır, Elazığ, Giresun, Hakkâri İzmir, K.Maraş ve Mersin illerini kapsıyordu. Operasyonda 16 kişi gözaltına alınırken,  1 kişiye ise ulaşılamadı. Gözaltına alınan şüpheliler Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.

Şüpheli 16 kişi ifadelerinden sonra 20 Mart 2012 tarihinde savcılık ifadeleri için Ankara Adliyesi’ne getirildi. Soruşturmayı yürüten Savcı Hakan Yüksel, savcılık ifadelerinden sonra 7 kişiyi tutuklanma talebi ile Sorgu Hâkimliğine sevk etti. Sorgu Hâkimliği’ndeki ifade ve savunma işlemlerinden sonra 7 şüpheli hakkında Nöbetçi Hâkim Abdülkadir Çakır tarafından tutuklama kararı verildi.

Dosya ile ilgili 16 Mart 2012 tarihli gizlilik kararı alınmıştı. Dolayısı ile dava açılana kadar dosyanın avukatlar tarafından incelemesi mümkün olmadı.

Bu dönemde kamuoyunda 3. yargı paketi olarak bilinen 6352 sayılı Torba Kanun 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu kanun ile DGM’ler kaldırılarak, yerine Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kuruldu. Bu tarihten sonra soruşturmayı yürüten savcı değişti. Soruşturmanın yeni savcısı, tahliye talepleri üzerine 4 kişinin tahliyesi yönünde görüş bildirdi. Tutuklu 4 kişi 4,5 aylık tutukluluktan sonra, 7 Ağustos 2012 tarihinde tahliye edilmiş oldu.

10 şüpheli hakkında ise  Ankara (Özel Yetkili) 13. Ağır Ceza Mahkemesinde 2 ekim 2012 tarihinde dava açıldı. Geri kalan 7 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verildi. Hakkında dava açılan 10 sanığa isnat edilen suçlara ilişkin Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ilgili maddeleri ve  talep edilen cezaları şöyle sıralayabiliriz:

-TCK Md-243: Bilişim Sistemine Girme- (6 Ay-2 Yıl Hapis Cezası)

TCK Md-136: Verileri Hukuka Aykırı olarak ele geçirme  : (1-4 yıl Hapis Cezası)

-TCK Md-244: Sistemi Engelleme, Bozma (1-5 Yıl Hapis Cezası)

-TCK Md-334: Yasaklanan Bilgileri Temin Etmek  (1-3 yıl Hapis Cezası)

-TCK Md-220/6, Md-314: Silahlı Örgüt Adına Suç İşlemek (2-10 Yıl Hapis Cezası)

Dosyanın tutuklu 3 sanığı 8 ay 10 günlük tutukluluktan sonra, 26 Kasım.2012 tarihindeki ilk duruşmada tahliye oldu. Aynı duruşmada dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verildi. 3–4 aylık bir arayıştan sonra, dosya bilişim konusunda uzman bilirkişi heyetine verildi. Bilirkişiler 6 Kasım2013 tarihinde dosyaya raporlarını sundular. Raporda “yapılan teknik incelemede sanıkların Ankara Emniyet Müdürlüğü bilgisayarlarına yetkisiz erişim (hack) sağladıklarına dair hiçbir delilin olmadığı” tespit edildi.

Kamuoyunda 5. yargı paketi olarak bilinen, 6526 sayılı Torba Kanun’un 6 Mart 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile özel yetkili mahkemeler kaldırıldı. Böylece, davaya bakmakta olan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi kapanmış oldu. Davanın yeni mahkemesi, 7 Nisan 2014 tarihinden itibaren Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Uzun bir süre, iddia makamının dosyayı inceleyip, mütalaa vermesi beklendi. 16 Mart 2015 tarihli duruşmada, savcı beraat yönünde mütalaa verdi. Yapılan savunmalardan sonra, Mahkeme tüm sanıkların beraatına karar verdi.

Beraat kararı İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı adına Hazine Vekili tarafından temyiz edildi.

Bu arada Gezi sürecinden sonra 22 Kasım 2013 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü yeni bir Redhack operasyonu yaptı. Sanatçı Barış Atay ile birlikte, devam eden davanın bazı sanıkları yeniden gözaltına alındı. Bu sanıklara yöneltilen suçlamalar, devam eden davadaki suçlamalarla aynıydı. Bu operasyon ile ilgili soruşturmada dava açılmadığı gibi takipsizlik kararı da verilmedi.

İlginç Notlar:

İhbar e-postalarında dikkat çeken 2 nokta vardı: İhbar edilen kişilerle ilgili verilen bilgiler, genelde resmi kurumlarda bulunabilecek araba plakası, telefon numarası gibi bilgilerdi. Diğer bir husus, ihbarlarda , isimler resmi yazışma usulüne göre (yani isim küçük harflerle, soyadı büyük harflerle) yazılmıştır. Bu konuyu o dönem Barış Pehlivan Odatv’de yayınlanan yazısında dile getirmişti. (http://www.odatv.com/n.php?n=ihbar-mailinde-soyadlari-neden-buyuk-2411121200)

Gözaltına alınan kişiler arasında İzmir’de bir avukatın eşi ve Adana’da bir avukatın kardeşi vardı.  Gözaltına alınan şüphelilerden D.A.A. ismindeki şüphelinin evinde bilgisayarı dahi yoktu. Bu sanık 4,5 ay tutuklu kaldı.

Dava konusu suç, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne karşı işlendiği için, Emniyet suçun mağduru idi. Savcının talimatı ile soruşturmayı da fiilen aynı makam yürüttü. Bu da ne kadar taraflı bir soruşturma yürütüldüğünü göstergesi olarak kabul ediliyor.

Savcı Hakan Yüksel 20 Mart 2012 tarihinde bir şüphelinin ifadesini alırken; “Hackerlik çok ağır bir suç. Amerika bu suçu savaş sebebi sayıyor” demişti. Görüldüğü üzere Savcı Bey olaya hukuki açıdan değil, uluslararası ilişkiler açısından değerlendiriyordu.

Soruşturmanın ilerleyen döneminde, tahliye talepli dilekçelerin yanı sıra, o zamanki soruşturma savcısı ile sürekli görüşerek, tahliye konusunda ısrar ediyorduk.  Görüşmelerimizin birisinde bunalan savcı, “Avukat bey benim de denizden belli bir yüksekliğim var” demişti. Savcı bey tahliye yönünde görüş bildirmesi halinde, denize düşüp boğulma tehlikesini gördüğü için, suçsuz olan şüphelilerin aylarca tutuklu kalmasına göz yummuştu.

Davanın açılması ile beraber dosyadaki gizlilik kararı kalktı. O tarihte dosya 15 klasörden oluşuyordu. Dosyayı incelediğimizde, dosyada bir teknik rapor gördük. Rapor 27 Şubat 2012 tarihli olup, 4 emniyet görevlisi tarafından hazırlanmıştı. Raporda; “yapılan teknik inceleme neticesinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi’ne ait e-posta hesabına yetkisiz erişim sağlandığı, bu e-postanın şifresinin 123456 olduğu, yetkisiz erişim sağlayan IP adresleri ile ilgili yapılan araştırmada, ilk tespit edilen erişimin Fransa’dan yapıldığı” hususları tespit edilmişti. Dolayısıyla soruşturma konusu olayın yurt dışından yapıldığı bilinmesine rağmen, bu operasyon yapılmış ve bu dava açılmıştır.

Gözaltı tarihi 17 Mart 2012. Beraat kararı tarihi ise 16 Mart 2015. İlk gözaltı tarihinden itibaren, tam 3 yıl sonra tüm sanıkların beraatına karar verildi. Redhack Davasındaki Beraat Kararı; Adaletin Tecelli Etmesi değil, Adaletsizliğin Tescil Edilmesi Kararıdır.