KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Merkezi’ne 25 Temmuz 2015 tarihinde yapılan polis baskını sırasında binada bulunan Ankara Barosu avukatlarından Asuman Tokgöz Sucu, Necmiye Şabbas ve Mehmet Tiryaki’in çalışma ofislerin de Avukatlık Kanunu’na aykırı olarak polis tarafından arandığı ortaya çıktı.

SAVUNMA HAREKETİ.ORG-Avukatların talepleri üzerinde Ankara Barosu Avukatlar Hakları Merkezi, aramaya eşlik etmesi için bir avukat görevlendirdi. Tutulan tutanağa göre, Ankara Barosu Avukatlar Hakları Merkezi’nin görevlendirildiği avukat polis tarafından arama sırasında binaya alınmadı. Tutanakta, yetkili amire avukatlık kanunu kapsamında arama işlemlerine eşlik edilmesi zorunluluğu bildirdiği kaydedilerek, şöyle denildi:

“Buna rağmen kolluk görevlileri kendisini bina içerisine almamışlardır. Görevli ve talepçi avukatlarca durum izah edilmiş fakat polis amirlerince içeriye girişin yasak olduğu, kendilerinin baro temsilcisi talebi olmadığı gerekçesiyle içeri alınmamıştır.”

Görevli avukatın binaya polisin ayrılmasından sonra içeri girilebildiğinin belirtildiği tutanakta, şöyle denildi:

“Talepçi avukatların odalarında arama yapıldığına ve dolaplarının içlerine dahi bakıldığına, ilişkin beyanları alındı, mevzu avukat odalarının sendikanın diğer bölümlerinden ayrı, aynı zamanda odalarının kapılarında isim ve unvanlarının yazılı şekilde ‘Hukuk Bürosu’ tabelası olduğu görüldü.

Ayrıca bina garajında bulunan avukat arabalarının da arabaların kendilerine ait olduğu ve avukat olmalarından dolayı arayamayacakları ifade edilmesine rağmen tamamen arandığı bagaj kapağı dahil açıldığı içerisin de arama yapıldığına dair avukatların beyanları alındı. Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi gereğince hazır olması gereken savcının hazır olmadığı ayrıca herhangi bir mahkeme kararırının da alınmadığı görüldü.”

“Savcının Adı Yok, Sicili Okunmuyor”

Öte yandan Ankara Barosu Toplumsal Olaylara Müdahale Alt Kurulu (TOMAK) üyeleri ise binaya aramanın tamamlandığı ve tutanak tutulmasına geçildiği dakikalarda ulaştılar. TOMAK heyetinin hazırladığı tutanakta, aramaya ilişkin Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi Müdürlüğü’nce savcılıkta talepte bulunulduğunu, nöbetçi savcıya ait olduğu söylenen el yazısıyla yazılmış, savcının adının olmadığı, sicil numarasının ise okunamadığı bir emir ile aramanın gerçekleştirildiği belirtildi. Arama emrinin sadece acil olması durumunda hakim yerine savcı tarafından verilebileceğine dikkat çekilen tutanakta, yazıda hiçbir acele hale ilişkin ibare bulunmadığı kaydedildi. Arama emrinde yalnızca Eğitim-Sen Misafirhanesi’ne ilişkin olmasına rağmen, baroya kayıtlı avukatların büroları da dahil olmak üzere genel merkez binasının tamamında arama yapıldığına yer verilen tutanakta, avukat ve sendika yöneticilere ait araçların bagajlarının da açıldığı ve arandığı vurgulandı. İtirazların sözlü olarak görevli polislere iletildiğinin altı çizilen tutanakta şu ifadelere yer verildi:

“Sonuç olarak, kolluğun, savcılıkça verildiği dahi tam olarak anlaşılamayan el yazması fotokopisinden ibaret kararını kötüye kullandığı, açıkça anlaşıldığı halde sendikanın yönetim bölümlerine ve hukuk bölümlerine de müdahale edildiği, bu haliyle yapılan aramanın, sendikal örgütlenme, sendika hak ve özgürlüklere bir müdahale niteliğinde olduğu kanısına varılmıştır.”