15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hal sonrası TBMM devre dışı bırakılarak ülke olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile yönetilmeye başlandı. Bu KHK’lar ile getirilen düzenlemelerin en çok tartışılan uygulaması ise herhangi bir soruşturma yapılmaksızın ve savunma alınmaksızın 50.000’in üzerinde kamu görevlisinin bir daha dönmemek üzere kamu görevlerine son verilmesi oldu. Darbe girişimiyle ya da terör örgütüyle ilgisi olmadığı halde, KHK’larla haksız bir şekilde kamu görevinden çıkarıldığını düşünen kişilerin hakkını nasıl arayacağı, ne gibi yasal yollara başvurabileceği bir süredir yoğun bir şekilde tartışılıyor.

“İki hukukçunun olduğu yerde en az üç ayrı görüş vardır.” sözünü haklı çıkarırcasına bu konuda da birçok farklı görüş ileri sürülüyor. 10 yıllık Anayasa Mahkemesi tecrübesi olan bir hukukçu olarak benim görüşüm doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapılabileceği yönünde. Ancak pratik gerekçelerle Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e eşzamanlı başvuruların yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyorum. Buna ilişkin ayrıntılı gerekçelerimi ayrı bir yazıda ele almayı umuyorum. Ancak şu anda çok tartışılan konulardan biri olan ve başvuru süresi (30 gün) itibarıyla önceliği olan AYM’ye bireysel başvuru yapılıp yapılamayacağı hususunu değerlendirelim.

(yazının devamı için)

www.birgun.net