Ankara Barosu’nun hafta sonu yapılacak genel kurulu öncesi Kaçak Saray mücadelesi ile tanınan Avukat Gökçe Bolat da başkanlık için aday oldu. Bolat, baroların toplumsal mücadelede yerini alması gerektiğini savunuyor.

 

Ankara Barosu’nun 15-16 Ekim tarihlerinde yapılacak genel kurulunda, Ankara Barosu yönetimi ve Türkiye Barolar Birliği delegelerinin seçimi olacak. Ankara Barosu seçimlerine, yeni bir oluşum olan Savunma Hareketi de katılıyor. Savunma Hareketi’nin başkan adayı, Ankara’daki rant odaklı uygulamalara karşı verilen hukuk mücadelesinin avukatlarından ve Kaçak Saray isimli kitabın yazarlarından Avukat Gökçe Bolat.

“Mesleğimiz ve Geleceğimiz İçin Yaşamı Savunuyoruz” sloganı ile seçime hazırlanan Savunma Hareketi’nin Ankara Barosu başkan adayı Avukat Gökçe Bolat, sorularımızı yanıtladı:

Kaçak Saray adlı ortak emek ürünü kitabınızla tanınıyorsunuz. Saray’a karşı verilen yargı mücadelesini özetler misiniz?

Saray’ın yapıldığı alan AOÇ arazileri içerisindeki Orman Genel Müdürlüğü yerleşkesidir. Birinci derece doğal ve tarihi sit alanında kurulmak istenilen yapılara karşı açtığımız davalar nedeniyle keşifler için birçok kez bölgeye gittim. Yargı kararlarına rağmen alanın yok oluşuna tanık oldum. İdarenin yargı kararlarını nasıl uygulamadığını kamuoyuna aktarmak için kitabı kaleme aldık.

OHAL’le durum ağırlaştı, bu durum avukatları nasıl etkiledi?

OHAL ile birlikte keyfi gözaltılar, insan hakları ihlalleri ve işkence iddialarında ciddi bir artış yaşandı. Gözaltı süresinin 30 güne çıkartılması, şüphelilerin kendi avukatlarını tayin edememeleri, gözaltı süresi boyunca avukat yardımından mahrum bırakılmaları başlı başına insan hakları ihlali oluşturdu. Hukuki yardımdan yoksun kalınan bir ortamda, adil işlem yapılamaz. Herhangi bir şüpheli ya da sanığın savunmasını üstlenmekten, iktidar uygulamaları nedeniyle geri durmak zorunda kalan avukatların, mesleklerini icra etmelerine olanak kalmaz.

Artan insan hakları ihlallerini önlemek için yönetiminizdeki bir barodan neler bekleyebiliriz?

Nerede bir insan hakkı ihlali varsa orada etkin bir şekilde müdahalede bulunan bir baro yaratmak zorundayız. Hak ihlallerinin arttığı, yargının keşmekeş içerisine sokulduğu ülkemizde, yurttaşların hukuki yardım almasının zorlaşması yanında, savunma mesleğini yapanların da hukuk içerisinde çözüm bulmaları zorlaştı. Bu çerçevede, avukatların en acil görevi, kendi varlığını yeniden kazanmaktır. Dava konusu yapılmayan, takip edilmeyen her hak ihlali, OHAL’i ve anti demokratik uygulamaları kalıcı hale getirir. Ülkemizin bugün içerisinde bulunduğu koşullarda, avukatların mesleki örgütlenmesi olan baroların da diğer emek ve meslek örgütleriyle birlikte toplumsal mücadele içerisinde yerlerini almalarının zamanı gelmiştir.

(BİRGÜN GAZETESİ , 13.10.2016)

Kaynak: Birgün Gazetesi (Tıklayın)