Hikaye az çok bilinir oldu; başından sonuna yanlış hazırlanan elektrik özelleştirmeleri sonucunda, işi yürütemez hale gelen özel dağıtım şirketleri, beceriksizliklerinin bedelini abonelere yüklemek için kayıp kaçak bedelini faturalara yansıttılar, bunun farkına varılması üzerine davalar açıldı, Yargıtay aboneler haklıdır dedi, sonrasında, doğal ve haklı olarak binlerce abone dava açtı, davalar devam ederken elektrik lobisi boş durmadı, TBMM’den bir kanun değişikliği çıkarttılar, hakkaniyet ve adalete aykırılık şeklen kanunileştirilirken, yetmedi, değişiklik geriye yürütülerek devam eden davalar da olumsuz sonuçlandırılacak denildi..

Daha önceki bir yazımızla (TIKLAYIN), kanunla yaratılan adaletsizliğin daha da genişletilmemesi, yargıya, hukuka güvenerek “hak arama özgürlüğü” çerçevesinde Kanun öncesinde dava açan abonelerin devam eden davalarında yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin abonelere yüklenmemesi gerektiği ifade edilmişti.

Fatura bedelini düzenli, aksatmadan ödeyen, özelleştirmeden en fazla yararı elde edeceği iddia edilen dürüst tüketiciyi “almadığı” hizmetin bedelini ödemek zorunda bırakan, yasama organının özel dağıtım şirketlerine tanıdığı bir imtiyaz olan,  ne hukuk ne de adalet ile bağdaşır bu düzenleme sonrasında Yargıtay ne yaptı? Yargıtay, Kanun hükmü geriye yürür niteliktedir, bu nedenle devam eden davaları da bu Kanun kapsamında ele almak, yani deyim yerindeyse reddetmek gerekir, diyen bir karar verdi.

elektrik-faturalarinda-fazla-odenen-kayip-kacak-dilekce-indir-36198

Yargıtay’ın bu kararı sonrasında yerel mahkemeler, gördüğümüz kadarıyla büyük bir çoğunlukla davaları reddediyor. Yanı sıra, davalı elektrik dağıtım şirketi lehine de 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmediliyor. Bu karar da icraya konulunca abone/dava başına 2.500,00 TL’ye yaklaşan bir fatura çıkıyor ortaya. Dürüst abone, bir de bu davalar yoluyla şirketleri finanse etmiş oluyor, zira her ne kadar bu tutar avukatlık ücreti de olsa, pek çok şirketin bu tutarların tamamını avukatlara vermedikleri de biliniyor..

Yani, esas yönünden haklı olduğunuz bir dava sürecinde, lobi gücü ile TBMM’ye etki eden bir kaç tane şirketin yasayı değiştirtmesi nedeniyle, bir de üstüne azımsanmayacak bir ödeme yapmak zorunda bırakılıyorsunuz.

Peki, ne yapılabilir?

Kanımızca, bir yasal düzenlemenin GEÇMİŞE ETKİLİ OLACAK şekilde yürürülüğe sokulması, devam eden davaların bu değişiklik çerçevesinde sonuçlandırılacak olması da adil yargılanma hakkının alenen ihlalidir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 26.06.2014 tarihli kararda bir kararda; “Devletin kendisi taraf olsun ya da olmasın, davanın taraflarından birini diğerine nazaran önemli ölçüde avantajlı hale getiren kanuni düzenlemeleri yapması, silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur… Bir başka ifadeyle yasama organının, yargılamadaki taraflardan birini lehine sonuç doğuracak şekilde kanun çıkarttığı durumlarda, davanın taraflarının eşit konumda olduğu söylenemez…(AYM 2012/931 Başvuru Nolu kararı)” denilerek, AİHM kararlarına atıfla, AİHS 6 ıncı maddesinin yargı sürecini etkilemeye yönelik yasama organı müdahalelerini yasakladığını, kanunların geriye yürütülmesi yasağının “devletin taraf olmadığı davalar için de geçerli olduğunu” ifade edilmiştir.

AYM, anılan kararı ile, başlangıçta başarı şansı oldukça yüksek olan Başvurucu’nun, geçmişe etkili yasal düzenleme nedeniyle davasını kaybetmiş olmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini hüküm altına almıştır. (Karar için tıklayınız)

Bu açık hakkaniyetsizlik mutlaka istinaf yoluna taşınmalı, itiraza konu edilmelidir. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararın derece mahkemeleri tarafından dikkate alınmaması açık bir ihlaldir. Ötesinde, bütün sürecin idare açısından ağır bir hizmet kusuru oluşturduğu da gözetilmelidir. Dolayısıyla, başta EPDK olmak üzere idarelerin kusurları çerçevesinde abonenin uğradığı zarardan sorumlulukları değerlendirilmelidir.

Ülkenin giderek hukuk devletinden kanun devletine dönüşmesi, “yok Kanun yap Kanun” şeklindeki kusurlu ve ayıplı zihniyetle yasama faaliyetlerinin ele alınması sanırım geleceğimize yönelik en ciddi tehditlerden birisidir.

AV. GÖKHAN CANDOĞAN , 17.02.2016 12224

KAYNAK: FORSETİ(TIKLAYIN)