Bir vesayet bir vesayet sormayın. Vesayetle yatıp vesayetle kalkıyoruz. Askeri, siyasi, idari her türlüsü saat başı demeç veren siyasilerin sözlerini süslüyor. Son terminoloji ‘yargısal vesayet’.

Benim yüksek lisans tezimin adı ‘İdari Vesayet’dir. Vesayet nedir ne değildir epey uğraşmışlığım var. O zamanlar hukuk metinleri dışında pek bilinmez, söylenmezdi. Günümüzdeyse herkes birbirini vesayetçi olmakla suçluyor. Şimdinin Cumhurbaşkanı bulunduğu makamı -çok değil- 5 ay önce vesayetin son kalesi olarak tanımladı. Vay be roman ismi gibi. Yerini alan çiçeği burnunda başbakanımız 17 Aralık vd. yolsuzluk zincirini vesayet kurma süreci olarak adlandırdı. İktidarın yıllardır vesayetçi olarak suçladığı muhalefet de niyeyse aynı terminolojiyi kullanıp üzerinizdeki siyasi vesayetten kurtulun diye seslendi.

Bilinen anlamıyla ‘vesayet’ medeni haklarını kullanamayanların yönetilmesi, himayesi demektir. Velisi olmayan küçük çocuklar, hacir altına alınması gerekenlere vasi tayin edilir. Siyasiler de aslında bu anlamıyla kullanmakta ve muhatap aldığı kişiyi –özgürlüğü savunmayan-, -yönetilen- olarak suçlamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının mühim bir konusudur vesayet. İdare hukukçuları iyi bilir. 127.madde şöyle diyor: Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir. Siyasilerin deyimiyle, vesayetçi Anayasa ne olacak işte.

Oysa kamu hukukunda vesayet terimi medeni hukukun tam tersi anlamlara gelir. Belli ölçülerde merkezi idareden ayrılan özerk yönetimlerin (idari ya da hizmetsel) devlet hiyerarşisinden ayrı olduğunu göstermek için kullanılır. Esas karar verici özerk yapının kendisidir, merkezin denetim yetkisi vardır ama merkez kafasına göre denetleyemez, özerkin yerine geçip karar alamaz. Öyle ki vesayet yetkisi ancak ve ancak kanunda gösterilirse kullanılabilir. Gösteren kanunda da şekli-şemali iyice bir yazar, vesayeti kullanan hangi sürede, hangi işleme, hangi şekil ve usulle ne yapabilir diye. Kanun dışında bir düzenlemeyle vesayeti getiremezsiniz.

Bu siyasiler pek cahildir, kavramları yanlış kullanır demeyeceğim. Tam tersi çok akıllılar, düşüncelerini tam olarak söylemezler, kavramları dolaylı anlatım için kullanırlar. İşte bu  vesayet kavramı da esasen buna hizmet ediyor. İktidar, mesela yargı vesayeti diyerek kendisini sınırlayan kuvvetlerin yok edilmesi gerektiğini söylüyor. Şu anda diğer iki kuvvet zaten aynı yerde durduğu için yasama vesayetinden henüz söz etmiyor. Seçimlerden sonra ona da sıra gelir. Tüm vesayetlerin tamamen ortadan kalkması ile tek parti, tek başkan, tek meclis ülkeyi yönetecek.

Parlamenter sistem mi? Sizi gidi vesayetçiler siziii?

(8 Ocak 2015)