Bundan tam 23 yıl önce, 2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta insanlığın yüz karası bir katliam yaşandı.

Katliamda, aralarında yazarların, sanatçıların, ozanların ve semahçı gençlerin bulunduğu 33 insanımız, iki otel görevlisi yurttaşımız yaşamını yitirdi. İki saldırgan da polis kurşunuyla can verdi.

Katliamcılar hakkında Sivas Ağır Ceza, Sivas Asliye Ceza, Kayseri Devlet Güvenlik mahkemelerinde açılan davalar, Yargıtay’ın görüşü doğrultusunda Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne nakledildi.

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi,  çeşitli aşamalardan geçen yargılama sonunda, yargılanan 124 sanıktan;

-33’ü TCK’nun 146/1 maddesine göre idam

-4’ü TCK’nun 146/1, 55/3 (yaş küçüklüğü) maddesine göre 20 yıla,

-1’i  TCK’nun 146/1,55/3,47 (yaş küçüklüğü, akıl sağlığı) maddesiyle 15 yıla,

-35’i TCK’nun 146/3 maddesiyle 7 yıl 6 aya,

-3’ü TCK’nun 146/3, 55/3 maddesiyle 5 yıla

mahkûm oldu.

-8’i için tefrik (ayırarak, yakalana kadar aramaya ve davaya devam),

-1’i için tatil (zamanaşımı dolana kadar arama),

-39’ü için beraat

kararları verildi.

İdam hükümlülerinin Anayasa ve TCK’da yapılan değişiklikle Ağırlaştırılmış Müebbet Ağır Hapis Cezasına dönüştürüldü, 20 yıllık cezalarda 15 yıla indirildi.

Dosyası tefrik edilen 8 kişiden 3’ü hala aranıyor, yakalananlardan biri müebbet, birisi 11 yıl 8 ay, birisi 6 yıl 3 aya çarptırıldı, ikisi hakkındaki dava zamanaşımından düşürüldü.

Bunların dışında 6 sanıkla ilgili Kayseri DGM’si Başsavcılığınca TMK’nun 7/1-2. Maddesine göre, örgüte yardımdan 1 ile 5 yıla kadar hapis istemli dava açıldı. Dava Ankara’ya gönderilerek dosyası tefrik edilen Cafer Erçakmak dosyasıyla birleştirildi. Cafer Erçakmak ile bir sanığın ölümü, diğerlerinin zamanaşımı nedeniyle davaları düşürüldü.

Ele geçirilmeyen 3 sanık hakkında dava, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/123 esasında sürmektedir.

Yargılamaların sonucu yüreğimizi kanatmaya devam ediyor, suçsuz, günahsız, gençlerimizin yok edilmesinin acısı gün geçtikçe artıyor, gerçeğin ortaya çıkarılamaması, gerçek suçlulardan hesap sorulamaması bu acıyı daha da büyütüyor.

Katliamcılar, camiden çıkarak, Bosna olaylarını bahane ederek, Sivas sokakların işgal etmiş, “Zafer İslamın”, “Şeytan Aziz”, “Sivas Aziz’e Mezar Olacak”, “Şerefsiz Vali”, “Yaşasın Şeriat”, “Kahrolsun Laiklik”, “Muhammedin ordusu laiklerin korkusu”,  “Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak” sloganlarıyla güruh halinde yürüyerek, “yak yak” avazları altında, Türkiye’nin yüz akı yazarının, çizerinin, sanatçısının, ozanının, foklörcüsünün, semahçısının konuk olarak kaldıkları Madımak Otelini taşlayarak ve de yakarak katlettiler.

Olayın bazı maşaları yakalandı, yargılandı, cezalandırıldı, ama gerçek tertipçileri ortaya çıkarılamadı, çıkarılmadı.  Bu olayın oluşumunda, kuşkusuz ülkede oluşturulan dinci, gerici, tutucu, anti-laik, faşist zihniyetin rolü var. Bilimi yadsıyan, doğmayı kutsayan, eleştirel aklı yok sayan, hukuku, insan haklarını ayaklar altına alan, “dindar ve kindar” nesiller yetiştirmeyi iş edinen, mektebi medreseye çevirmeye kalkan siyasi iktidarların katkısı göz ardı edilemez.

Sivas yangını sürüyor, çağdaş bir demokrasi kurulana, hukukun üstünlüğü sağlanana, dini inanç siyasetçinin elinden kurtarılana, gerçekten laik bir toplum oluşturulana kadar süreceği anlaşılıyor.

Sivas yangını yolumuzu aydınlatıyor, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, demokrasi mücadelemizi yükseltiyor, sorumluluğumuzu artırıyor.

Yitirdiğimiz yediveren güllerini sevgiyle anıyor, saygılar sunuyoruz.

1 Temmuz 2016