Sayın Başkan,
Sayın Divan,
Sayın Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri,
Sayın meslektaşlarım,

Savunma hareketi ve kendi adıma hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

1974’ten bu yana yapılan kongrelere katılırım. O yıllarda genel olarak üç grup yarışırdı. Sağda Baroda Birlik, ortada Demokratik Sol, solda da çağdaş avukatlar yer alırdı. Arada ittifaklar kurulması, Demokratik Solun kendi içinde ayrıştığı kongrelerde oldu. Tabi ki o zamanlar Baromuzun mevcudu sanıyorum 1.500-1.700 civarında iken, şimdi maşallahı var 13 bini aştı. Yine o dönemde Ankara ve İstanbul Hukuk Fakülteleri mezunları meslektaşımız olurken ve çoğunlukla birbirini tanırken, şimdi 85 fakülteden mezun olan meslektaşlarla bir aradayız ve çoğumuz da birbirimizi tanımıyoruz.

Her grup bir fikir kümesidir. Baroda Birlik sağın tüm eğilimlerini taşırken; Demokratik Sol ortanın solunu temsil ediyordu. Çağdaş ise solun tüm renklerini ve Demokratik Solun sosyalizme eğilimli unsurlarını kapsıyordu. Genellikle yarışma demokratik solla sosyalizm yanlıları arasında geçiyordu..

12 Eylül’den sonra işin rengi değişti. Sol budandı, sağa gün doğdu. Demokratik Solun adaylarını ön seçimle belirleme süreci, solda ve sağda yer alan kişilerin akınına uğradı. Baro yönetimine gelmek isteyenler, Demokratik Sola yaklaştı, liberalinden, ikinci cumhuriyetçisine kadar pek çok eğilim gruba sızdı. Demokratik Sol, sol olmaktan çıktı, sağından soluna kadar pek meslektaşın yarıştığı bir alana dönüştü. Kifayetsiz muhterislerin yönetim anlayışı baroya musallat oldu.

İkinci sağ parçalandı, liberaller ayrı, ülkücüler ayrı, cemaatçiler ayrı gruplar halinde seçime girmeye başladı. 15 Temmuz darbe girişimiyle cemaatçilerin devre dışı kaldığı görünüyor olsa da bu geçici bir durumdur, burayı terk etmeyecekleri aşikârdır.

Üçüncüsü çağdaşta yaşandı. Ülkede süren “düşük yoğunluklu iç savaş” çağdaşı etkiledi, çağdaş savruldu, birçok unsur çağdaştan koptu, kimi demokratik sola kaydı, kimi etnik temelde grup kurdu, kimi bekle gör tutumuna girdi. Söylem düzeyinde çağdaşçı olduğunu söyleyen birçok kişi, Demokratik Sol İçinde yarışmaya kalktı. Çağdaşçılığın özgürlükçülük olduğu unutularak, yılların yerleşmiş adına özgürlükçülük eklendi.

İşte bu koşullar altında “Savunma Hareketi” ortaya çıktı. Genç bir kadın arkadaşımızı başkan adayı olarak saptadık, ağırlıkla gençlerden oluşan bir liste ile huzurunuza çıktık, tabiî ki oylarınıza talibiz. Baroda iktidar değiliz, çok kazanan avukatlardan da oluşmuyoruz, baro yönetimine gelelimde kişisel beklentilerimizi çözelim, istikbalimiz açılsın diye bir derdimiz de yok. Tüm istemlerimiz ve mücadelemiz ülkemizin ve halkımızın geleceği içindir.

Çoğunuz biliyorsunuz, huzuru sağlamak isteyen 12 Eylül askeri darbesinden sonra huzur daha da bozuldu. Cumhuriyetin değerleriyle kavgalı siyasi iktidarlar sırasıyla iş başına geldi, ülkenin varı yoğu haraç mezat satıldı, ülke kan gölüne döndü, ne huzur kaldı, ne güvenlik ne de adalet. Orduya kumpas kuruldu, yargı referandum sarmalıyla siyasi iktidarın hışmına uğradı, hırsızlık, yolsuzluk prim yaptı, görülmemiş olaylar yaşandı. En sonunda ortaklar birbirine düştü, emperyalizmin yellemesiyle cemaat darbe yapmaya, içsavaş çıkarmaya kalktı; ülke ve yargı şimdi bunla uğraşıyor, uygulamalar tedbiri aştı, esaslaştı.
Kumpas kurulan ordu, iktidarın aymaz tutumu yüzünden, Suriye bataklığına girmek zorunda kaldı, Musul operasyonu ile savaşa dâhil olma riskiyle karşı karşıya; şimdilik giriş iyi gidiyor da dönüş nasıl olur bilemiyoruz..

Savunma hareketi, hiçbir guruba ön yargıyla bakmıyor, ülke ve mesleki sorunların birlikte, dayanışmayla çözümleneceğine inanıyor.

Tüm bu nedenlerle;

Yurtta Barış, Dünyada Barış, Bölgede Barış diyoruz.

Bağımsız Yargı, Yansız Yargıç ve hukukun üstünlüğü ilkelerini ödünsüz savunuyoruz.

Bilimsel ve laik eğitimden yanayız.

Cemaatler meclisi değil cemiyetler meclisi istiyoruz.

Faşizme, ırkçılığa, bölgeciliğe, gericiliğe, mezhepçiliğe ve ayrımcılığa karşıyız, Cumhuriyet Devriminin ve aydınlanmanın takipçisiyiz.

Emeğin iktidarının sorunların çözümünde tek çare olduğunu söylüyoruz.

Yurttaş temelli kadın erkek eşitliğinin sosyal, siyasal, ekonomik adaletsizliği gidermede tek çare olduğunu yineliyoruz.

Yaşanan sorunların emperyalizmden kaynaklandığını biliyor ve Tam Bağımsız Türkiye, kahrolsun emperyalizm diyoruz.

Barolar Birliğinin ve baroların Cumhuriyetin kazanımlarını, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, parlamenter sistemi savunan, başkanlık sistemine, hukuk dışı olağanüstü hal uygulamalarına karşı çıkan tutarlı bir mücadele sürdürmesi gereğine inanıyor, bu konuda her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ilan ediyoruz.

Saygılarımla 15.10.2016

 

Av. Mehdi BEKTAŞ