15 Temmuz 2016 günü ordu içinde palazlanmış dinci çetenin darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasının ardından gözaltılar, tutuklamalar sürerken, Türkiye Barolar Birliği Başkanı, bazı baro başkanlarını da yanına alarak, yargı kararıyla kaçak olduğu tescillenmiş saraya 17 Ağustos’ta çıktı. 10 Mayıs 2014 tarihinde, Danıştay’ın 146 yılı kuruluş yıldönümü töreninde yaşanan “edepsizlik” tartışmasını unutarak, “söylem ve eylemleriyle” laik cumhuriyetin altını oyan, değerlerini örseleyen, milleti ırk, din, mezhep temelinde ayrıştıran,  yeminini ve Anayasa’yı çiğneyerek iktidarı tutan, muhalefete çatan, eşbaşbakan olan, fiili başkanlık yapan reisicumhurla, darbe girişimini ve sonuçlarını görüştü. Darbe ortamının yaratıcısını girişimini önleyen kurtarıcı olarak sundu(!)

Bu görüşmeye, Avukatların yaklaşık %70’ni temsil eden Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Artvin, Ağrı, Antalya, Kayseri ve Tunceli baro başkanları katılmadı, tepki koydu, kaçak saraya çıkılmasını eleştirdi.

Bu tartışmalar sürerken, Danıştay’ın kuruluş yıl döneminde yaşananlar gerekçe gösterilerek Adli Yıl törenlerini kaldıran Yargıtay, 1 Eylül 2016-2017 adli yıl açılış törenini kaçak sarayda yapacağını duyurdu. Kaçak sarayda tören yapmanın yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine aykırı olacağını, yargıya olan güveni sarsacağını belirten CHP Genel Başkanı, törene katılmayacağını açıkladı. TBB yönetim kurulu, 2 si karşı 8 oyla törene katılmama kararı aldı.

Yargıtay Başkanlığı, kuvvetler ayrımını, yargının bağımsız ve yargıcın yansız olma ilkesini göz ardı ederek, sürekli Anayasa’yı ihlal eden, “yargı kararına saygı duymadığını” açıklayan reisicumhurun, külliyesinde ve huzurunda adli yıl açılışını yaptı.  Reisicumhur salona girerken bazı yargıç ve savcılar ayağa kalkarak alkışladı. Reisicumhur yaptığı konuşmayla yargıya ayar verdi, telkin ve tavsiyelerde bulundu.

Anayasaya, yargının gelenek ve göreneklerine aykırı yapılan adli yıl açılış törenine TBB Yönetim Kurulu’nun katılmama kararı, CHP Genel Başkanının kararlı tutumu olmasaydı, birlik başkanı katılırdı denildi, tepkiler artarak sürdü.

Hukukçular yargının bağımsızlığı ve yansızlığı konusunda herkesten daha çok duyarlı olmak durumundadır. Adli yıl açılış töreninin kaçak sarayda yapılması, reisicumhur salona girerken ayakta alkışlanması, reisicumhurun yargıya ayar vermesi, yargıç ve savcılara tavsiye, telkinde bulunması, değil Türkiye Cumhuriyetinde mutlakıyetçi Osmanlıda bile görülmemiştir.  Hatta cumhuriyeti kuran kadro, mahkemelere baskı olmasın, yargıya gölge düşmesin diye Yargıtay’ı 7 Haziran 1920’de Sivas’ta açmış, İstanbul’un düşman elinden kurtuluşundan sonra İstanbul’daki Yargıtay’la birleştirip 14.11.1923’te Eskişehir’e nakletmiş, 1935’te Ankara’ya getirilmiştir. Yargıtay Başkanlığı, her baskı döneminde, muktedirlerin etkisiyle olsa gerek, Avukatların meslek örgütü başkanlarının ülke sorunlarını açıklamasından, siyasi gücü elinde bulunduran muktedirlere karşı yüreklice konuşmasından çekinerek, törenlere pek çağırmak istemez. Bu dönem pek ısrarcı oldular, yasağı kaldırdılar,  demek ki hesapları kaçak sarayda yapılan töreni meşrulaştırmak, reisicumhura nutuk attırmak, yargıç ve savıcılara ayakta alkışlatmakmış! İnce hesap, CHP ve TBB başkanlarının kaçak saraya gitmemesi ile CHP Genel Başkanının bu bir “rezalet” demesiyle bozuldu. Adli yıl açılış töreni,  yargının sorunlarının ve çözüm önerilerinin konuşulmasına değil, yargının ve yargıçlığın arkadan vurulmasına, hançerlenmesine sahne oldu.

Ülke darbe girişimine sahne olmuş, ülke kan gölüne dönmüş, Ordu ayrılıkçı ve dinci örgütle savaşmak, Suriye topraklarına girmek zorunda kalmış iken barolar, ekim ayında yapılacak kongrelere hazırlanıyor. Bu kongrelerde seçilecek birlik delegeleri, TBB’nin genel kurulunu oluşturup, bu dönem birlik başkanını seçecek.  Birlik başkanı ile birlik yönetim organları da kongrelerle yakından ilgili. Birlik başkanının, fiili devlet başkanıyla, aradaki buzları eritip, “edepsizlik” tartışmasını unutup, barış çubuğu tüttürmesinin altında bu nedende olabilir. İnce siyasettir, herkesin ve özellikle herkese akıl veren avukatların aklı ermez(!)

Başka barolarda ne oluyor pek bilmem, Ankara barosunda da olanları hiç aklım almıyor.  Geçen dönem birlik başkanıyla çatışanlar bu dönem bir oldular, birlikte hareket edenler ayrı düştüler. Dostken düşman, düşmanken dost olmak derim buna.

Demokratik Sol Grup, tek değil birkaç grup, hep aynı söz, biz biliriz, sağdan soldan oy alır yönetime geliriz! Aslında tarikat fakültelerinin fabrikasyon üretime başlamasıyla tedirgin olmaya, birkaç yıl sonra kalelerinin ele geçirileceğini söylemeye başlamışlardı, iç inançsızlık ve güvensizlikle birbirine muarız olmuşlarsa da seçeneksizlikten bir arada duruyorlar. Dinci darbe girişimi, laiklik karşıtı akımı geçici süre sindirip durdurduğu için biraz rahatlatmış olabilirler,  ama yine de gelecekleri pek iyi görünmüyor.

Çağdaş, inatçı, inançlı grupların eline düşmüş, başına gelmeyen kalmamış, yargılamalarla, tutuklanmalarla, solun farklılaşmasıyla görkemli geçmiş mazide kalmış, geçmişi yaratanlar ya saha dışına çıkmış ya da başka yerlere göçmüş; öyle ki tanıdığım birçok çağdaşçı Demokratik Sol Grup içinde cirit atıyor, yeri yokmuş gibi kendine yeni mekân arıyor.

Demokratik Sol, Çağdaş lime lime olmuş da sağ bütünlüğünü mü koruyor?  Ne gezer, onlarda dinci, ülkücü, liberal diye farklılaşıyor, çelişkileri azalmıyor, artıyor.

Tüm bu ayrışma ortamında, demokratik solun ve çağdaşın dağılmışlarını bir araya getirmek, kimseye çatmadan, gurupları hedef almadan, baro içinde bir seçeneği yaratmak için Savunma Hareketi, harekete geçiyor. Bir kadın arkadaşı başkan adayı olarak seçerek yola çıkıyor, açıklamalarla, bildirilerle, broşürlerle, sosyal medyayla kendini tanıtmaya çalışıyor. Köksüz değiller, kökleri tarihin derinliklerinde, Paris Komünü’nde, Fatsa’da, Türk, Çin, Sovyet, Küba devriminde, Ruhi Su’da, Pir Sultan’da, Nazım Hikmet’te, Ahmet Arif’te yani Anadolu’da!

Yürüyüş kervanına ben de katıldım.  Genç kuşaklar yürürken, bir köşeye çekilip beklemeyi ar(!) ederim. Savunma Hareketine destek olmak, büyütmek bir görevdir. Dostlarımı,  yüreği yurt sevgisiyle atanları, emperyalizme, faşizme karşı duranları,  dincilik, mezhepçilik, ayrılıkçılık, ırkçılık davası gütmeyenleri, yurttaş temelli eşitlik isteyenleri, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünden yana olanları, kadın erkek eşitliği ve laik toplum için mücadele edenleri, ülkenin gelişimi, bağımsızlığı, halkın mutluluğu için çalışanları, cumhuriyetin değerlerine bağlı kalanları, emeğin yanında durarak yalansız, talansız, sömürüsüz bir dünya özleyenleri yürüyüşe katılmaya davet ediyor, harekete destek olmaya çağırıyorum.

Yola çıkmak işe başlamaktır.

Yolda ümitsizlik ve tereddüt olmaz!

Savunma Harekâtı’na kolay gelsin

Hedefe varana kadar,

Yolu açık, geleceği aydınlık olsun!

10.09.2016