Mesleğimizin altın günlerini yaşamıyoruz. Daha dün bir gazetenin web sayfasında “Provakatör Avukatlar” diye kocaman bir manşet vardı. Toplumsal ayrışmaların artması, akıl ve sağduyunun kaybı ile avukatlar temsil ettikleri müvekkilleri ile giderek daha fazla özdeşiyor/özdeşleştiriliyorlar. Arkasından da herkes durduğu yerden avukata ve mesleğe yükleniyor.

Dışarıdan algı bu şekilde iken mesleğin içinden de manzara pek parlak değil. Sayısı yüzü aşan hukuk fakülteleri, her yıl katlanan avukat sayısı, daralan iş alanları, istisnalıktan esas olmaya ulaşan ücretli avukatlık, yeri geldiğinde “serbest meslek”, yeri geldiğinde “kamusal hizmet” tanımlaması ile belirsizleşen kimlik, yükü kaldıramaz hale gelmiş meslek örgütleri..

Yargının kurucu unsuru olan Avukatlık mesleği, ülkemizin “hukuk devleti” olma sürecinde belki de en önemli saç ayaklarından birisi. En azından öyle olmalı, olmalı ki “yargının ve ülkenin sorunları” daha katılımcı ve demokratik yöntemlerle çözülebilsin.

Böyle düşününce, seçime günler kala ardı ardına açıklanan parti seçim beyannameleri de önem kazanıyor. Zira partiler önemsedikleri, temel değer ve çözümlerini, söz ve taahhütlerini beyannameleri ile kamuoyuna ilan ediyorlar.

Partilerin milletvekilleri adaylarının meslek dağılımına baktığınızda, avukatların ağırlığı bir beklenti doğuracak düzeyde. İktidar partisi AKP’de 112, ana muhalefet partisi CHP’de 95, diğer muhalefet partisi MHP’de ise 52 avukat aday var. (Diğer muhalefet partisi HDP’nin adaylarının meslek bilgileri yer almadığından veri sunulamamıştır.) Ciddi bir temsil gücü değil mi? İki büyük partide neredeyse beşte bir oranında avukat aday var. Halihazırda da yüzü aşkın avukat milletvekili olduğunu düşündüğünüzde, seçim beyannamelerinin en azından “yargı” başlığı altında “avukatlık” mesleğinin geçmesini beklemek doğal gibi…

“Yeni Türkiye Yolunda Daima Adalet Daima Kalkınma” başlığını taşıyan AKP Seçim Beyannamesi’nde “avukat” kavramı dört (4) kez geçiyor; “Maddi durumu elverişli olmayanların adalet hizmetlerinden yararlanmasının önündeki engelleri kaldırdık. Ceza soruşturma ya da davalarında avukatı olmayan herkese istemi halinde avukat tayin edilmesini ve dava masraflarından muaf tutulmasını sağladık… İlk defa suç mağdurlarına da devlet tarafından avukat tayin edilmesi uygulamasını getirdik… Çok önemli tasarruflar sağlayan bu uygulamayla yargılamayı hızlandırdık; vatandaşlarımızın ve avukatların dava açma, dilekçe verme, harç yatırma gibi işlemlerini elektronik ortamda yapabilmesine imkân tanımış olduk …”

İktidar partisi “avukatı” bugüne kadar yapılan icraatlar kısmında anarken “yapılacaklar” kısmında avukata yer vermemiş. Beyannamede “Baro” kelimesi bir kez bile geçmiyor. Buna karşın, iktidar partisi “bilirkişilik” kurumunu önemsemiş ve “Bilirkişilik müessesesini yeniden yapılandıracağız. Bilirkişilerin seçimi ve görevlendirilmesine yönelik standartlar belirleyerek, sertifikalandırma sistemine geçeceğiz.” demiş. Bilirkişilerin yer aldığı bir beyannamede “avukatlık” yok gibi. (Basında Avukatlık Kanunu’nun baştan ayağa yenileneceğine dair bir taahhütlerinin olduğu yer almışsa da web sayfalarındaki beyannamede bu husus yoktur)

Ana muhalefette durum nedir? “Yaşanacak Bir Türkiye” diyen CHP Seçim Bildirgesi’nde “avukat” diye aradığınızda “hiçbir sonuç bulunamadı” sonucu çıkıyor karşınıza. (Bir hata var mı diye bir kaç kez tekrarladım aramayı ama sonuç doğruydu…) AKP Beyannamesi’nde bulunmayan “Baro” ise CHP Beyannamesi’nde bir kez yer almıştı; “Şiddet mağduru kadınlara, barolarla iş birliği içinde, 7 gün 24 saat hukuki destek verilmesini sağlayacağız” Neredeyse her sayfasında “yargı” kavramı yer alan “Çevre davalarında mahkeme masrafı almayacak, bilirkişi masraflarını Hazine üzerinden karşılayacağız.” şeklinde bir detay içeren dokümanda “avukat” yer bulamamıştı.

“Toplumsal Onarım ve Huzurlu Gelecek Bizimle Yürü Türkiye” diye MHP Beyannamesi’nde ise “avukat” 4 kez geçiyor; “Yargı sisteminin ayrılmaz bir parçası olan avukatlık, noterlik, icra ve iflas idareleri ile ceza infaz kurumlarının kronik sorunları çözüme kavuşturularak adalet sistemine katkı sağlaması temin edilecektir… Kamuda çalışan avukatların ek göstergeleri 3600’e yükseltilecektir.” Kamuda çalışan meslektaşlarımızın yıllardan bu yana talep ettikleri ek göstergeyi vereceğini bildiren beyannamede, mesleğin genel yapı ve sorunlarına bir atıf ile yetinilmiş. Baro ise hiç geçmiyor.

HDP “Büyük İnsanlık” başlığını verdiği Beyannamesi’nde avukata sadece “Adli kolluk teşkilatı soruşturma sırasında avukatlara da hizmet sunacak” cümlesinde yer verirken, Baro’yu anmamış.

İsmini “Vatan Partisi” olarak değiştiren İşçi Partisi’nin “Birleşen ve Üreten Türkiye için Halka Dayanan Güçlü Devlet” başlıklı seçim beyannamesinde “Avukat” ve “Baro”ya rastlayamadık…

Saadet Partisi ile BBP tarafından oluşturulan “Milli İttifak” Seçim Beyannamesi’nde ise “avukat” üç kez geçiyor; “Avukatların delillere ulaşmasının ve delil toplamasının önündeki engeller kaldırılacaktır… iddia ve savunma işlevini yerine getiren savcılar ile avukatların konumları denk hale getirilecektir. Böylece, savunmanın fonksiyonu artırılacak ve savunma makamının duruşmalarda savcılarla eşit hale getirilmesi sağlanacaktır… Yargı reformunu, vatandaşların, baroların ve mahkemelerin görüş, öneri, talep ve şikâyetlerini dikkate alarak gerçekleştireceğiz. Yargı mensuplarının ve avukatların saygınlığını artıracak düzenlemeleri gerçekleştireceğiz…”

Kim tarafından yazıldığı bilinmemekle beraber, mesleğin duruş ve sorunlarını bilen bir kişinin kaleminden çıktığı belli olan bu ifadeler, en azından bir beyannamede mesleğimizin yer aldığının görülmesi için anlamlı..

Peki bu paradoksu nasıl anlamlandırmalıyız? Aday olan onlarca avukat, halen milletvekili olan onlarca avukat ama gelin görün ki, neredeyse mesleğimizin adı bile yer almıyor beyannamelerde. Seçim beyannamelerinde yer verilmesine gerek olmayan, alt metinlerde anlatılacak bir detay mıdır avukatlıkla ilgili sıkıntılar? Bilirkişilik kurumuna dair çözüm ve ifadeler yer alırken, avukatlık neden yoktur? Yargının kurucu unsurları olan yargıç ve savcılarla ilgili açıklama, çözüm ve vaatler varken avukatlar neden yoktur?

Şunu mu anlamak gerekir; Yargı sorunlarının çözümünde avukatlık önemli bir unsur değildir. Söylenmek istenen bu mudur? Yoksa seçim beyannameleri önemsiz, dikkate alınmayan metinler midir?

Bu sorunun cevabı aranmalı, muhataplarına iletilmelidir. Savunmanın durumu ve sorunları yargının ve hukuk devletinin sorunudur, bunu birbirinden ayırmaya çalışmak ciddi bir algılama hatası olacaktır. Yargıya yönelik artan memnuniyetsizlikte ne yazık ki bizim de payımız varken, bu memnuniyetsizlik öyle ya da böyle beyannamelere girmişken avukatı ve Türkiye’nin en etkili meslek örgütü olan Baroları dışarıda bırakmak, zaten sorunun da kavranamadığının göstergesi değil midir?

Ne diyelim; hayırlı seçimler…

(5 Mayıs 2015)