“Bu ülkede adalet var” yazı dizisinden merhaba…

Bu ülkede adalet var, bir de adalet talebiyle yola düşenler, bir önceki cumhurbaşkanının söylediği gibi “insan gerçekten hayret ediyor”…

NURİYE VE SEMİH YAŞASIN !

Anneanne ve babaannelerin “kırk kere söyleyince gerçekleşir” söyleminden hareketle başlayan yazı dizisinde yazma kararlılığının arkasındaki Nuriye ve Semih’e selam ile başlamak gerek. Tutuklanana kadar her sabah günaydınlaştığımız, bir an bile gülümsemelerini kaybetmeyen, dirençlerini hiçbir kişi ve kurumun kıramadığı, cezaevinden yazdıkları ve sosyal medyada paylaşılan mektuplarında dahi umutsuzluğa yer vermeyen Nuriye ve Semih, açlık grevinin 132. günündeler. Vicdanı ile yaşayan herkes, eli kalbinde sağlıklarından endişe ederken OHAL KHK’sıyla işinden ihraç edilen kişi sayısı her KHK ile yüzler, binler, on binler oluyor. Sayı yazmak söylemek klavyeye kolay. Ekmekleri ile terbiye edilmeye çalışılan, neden ihraç edildiklerinin açıklanmasına dahi gerek duyulmayan, savunmalarının alınmadığı bir sistem ile karşı karşıya kalmak bir çoğumuzu şaşırtmadı. Demokrasi, özgürlük dedikçe baskı, sorgusuz sualsiz artmakta. Nuriye ve Semih’in önce yasa dışı örgüt üyesi oldukları iddia edildi; hem de İçişleri Bakanı tarafından. Avukatları aynı gün adli sicil kayıtlarını yayınladılar. Nuriye ve Semih yalnızca işini geri isteyen iki haklı insan. Saldırılar sadece Nuriye ve Semih hakkında kamuoyuna gerçek dışı bilgiler vermekle kalmadı. Her gün öğle ve akşam saatlerinde Yüksel Caddesi’nde yapılan basın açıklamalarında, polis şiddetini giderek artırdı, istisnasız her gün gözaltı işlemi yapıldı.

İnsan Hakları Anıtı gözaltına alınmış iken, basın açıklaması yapmak isteyenlerin gözaltına alınmasını çok görmemek lazım. 2017 yılı ile simgeleşen tek fotoğraf İnsan Hakları Anıtı’nın gözaltı fotoğrafı olmalı.

 

 

Yüksel Caddesi’ndeki eylemlerini sürdüren Esra Özakça, Acun Karadağ, Nazife Onay, Nazan Bozkurt ve Erdoğan Canpolat, 5 Temmuz’da gözaltına alınarak ev hapsi istemiyle sevk edildikleri mahkemece adli kontrol şartı ile serbest bırakılmışlardı. 10 Temmuz’da savcılığın yaptığı itiraz üzerine ev hapsine karar verildi. Kendisi de açlık grevine başlayan Esra eşini ziyaret edemiyor, Yüksel Caddesi’ne gidemiyor. Basın açıklamalarına yapılan polis müdahalelerinde Veli Saçılık’ın omzu kırıldı, gözaltı araçlarının içine biber gazı sıkıldı. İşte tam da bu vicdana sığmayan gidişat beni sosyal medyaya küstürdü. Sanırım bu ağır vicdansızlık çıkmazında kimsenin tatil, yemek vesaire paylaşımlarını görmemek için haber alma aracı olarak kullandığım Twitter dışında sosyal medyaya göz atamıyorum.

Neyse ki bu ülkede adalet var. “Bağzı” gazetelerde Nuriye ve Semih’in avukatlığını yapan Av. Selçuk Kozağaçlı’yı hedef göstererek “bağzı” amaçlar peşine düştüler. Neyse ki meslektaşımızın “ÜYESİ” olduğu İtalyan Barolar Birliği destek açıklaması yapmış. Mücadele azmi benliklerine işlemiş Kozağaçlı ve arkadaşlarını hedef göstermek, tehdit etmek gibi yollara başvurmak “bağzılarının” bekledikleri sonuçları vermeyecektir. Gün susma günü değil, gerçekleri haykırma, vicdanı dinleme günüdür.

Ne diyordum; bu ülkede adalet var, OHAL komisyonu kuruldu, komisyonun çalışmasına ilişkin usul ve esaslar yayımlandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi on iki bini aşkın başvuruyu Komisyonu işaret ederek iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle reddetti. Neyse ki sadece bizim ülkemizde değil Avrupa’da da adalet var. Hakimler Savcılar Kurulu tarafından oluşturulacak özel bir idare mahkemesi komisyon kararlarına ilişkin yargı denetimi yapacak. Nuriye ve Semih’in talebi net, işlerini geri istiyorlar. Kritik günler, belki de saatler içindeler…

Nefes tükenmeden umut tükenmez.

Sağlıcakla..


AV. GÖKÇE BOLAT
18.07.2017