Yıllardır Ergene Nehri kirliliği ile boğuşan Trakya bölgemizin çevresel  sorun çeşidi ve sorun alanları sayısı bölge planlaması adı altındaki hukuksuzlukla birlikte inanılmaz artış göstermiştir. Trakya Bölgesinin ekolojik sorunlarını anlayıp gereğini yapabilmek, yönetsel ve politik tutumlarımızı gözden geçirmekten geçiyor.

Doğa bilimini gözeten ve insanlığın birlikte gelişmesini hedefleyen bir anlayışı, topluma ve siyasete egemen kılmamız gerekiyor. Sürdürülemezliği anlaşılmış, talancılığa dönüşmüş soyut kalkınmacı  anlayış yerine kamu yararını gözeten, doğa korumacı yönetsel işlemler ve kararlar alınıp merkezi veya yerel yönetimlerce uygulanmadan, halkçılık bir ilke olarak kalacaktır.

40 yıldır kirletilen ve sermayeye karşı siyasi irade gösterilemediği için hayata dönemeyen Ergene nehrinin kirliliğinin yanı sıra Organize Sanayi Bölgeleri ve Enerji Üretim Alanları ile Trakya, sanayi havzasına dönüştürülmektedir. Oysa Trakya bölgesinin ana fonksiyonu tarımsal faaliyetlerdir. Trakya Platformu; Trakya’da yaşamımıza kasteden her tür projeye karşı açtığı davalar, yaptığı bilimsel çalışmalarla, toplumsal mücadeleye önemli nitelikler ve deneyimler kazandırmaya çalışıyor.

Günümüzde Trakya ekosistemi bir çok yıkım tehdidi altındadır. Trakya bölgesinde, ekolojik yıkım yaratan tüm işletme ve yatırımlardan acilen vazgeçilmelidir.  Bu yıkım projelerine karşı idari, hukuksal ve ekolojik olarak mücadele etmek; bizlerin haklarını korumak ve savunmak için halktan yetki alan belediyeler ve il genel meclislerinin öncelikli görevidir. Yerel yönetimler; Çevre Koruma Müdürlüklerini, mühendislerini, danışmanlarını, hukukçularını, çevre ve halk sağlığı komisyonlarını seferber etmek için neyi beklemektedirler?

İktidarın yaptığı hiçbir plan Ergene nehri kirliliğine çözüm getirmemiştir. Ülkenin seçilmiş ve atanmış yetkilileri, kirletenleri ve göz yuman yetkilileri yargı önüne çıkarmadıkça, İl Genel Meclisi üyeleri, Belediye Meclis üyeleri Ergene nehrinin kirletilmesine karşı kararlar alıp Valilikler ve Adliyeler nezdinde etkili girişimlerde bulunmadıkça, Ergene kapkara akmaya devam eder. Kurulacak termik santraller ile Trakya kömür kazanına, dahiyane(!) projelerle Marmara Denizi foseptik çukuruna dönüşecektir.

Marmara Çevre Platformundan Ergene Platformuna uzanan, bugün Trakya Platformu çatısı altında süren tüm bilimsel, toplumsal ve hukuksal mücadelemizi,  parçası olduğumuz doğayı ve yaşamı savunma anlayışıyla şekillendirdik. O nedenledir ki siyasi faydacı, ikbal arayışındaki anlayışlar kalıcı olamadılar. Bölgemizde ekolojik sorun çeşidi ve sorun alan sayısının artmasına rağmen mücadele etmeyen kurum ve kuruluşlar, yetkili yetkisizler, kolektivizm yerine bireysel öne çıkanlar sadece gelip geçtiler. Trakya’da halkın beklentisi tüm kurum ve kuruluşların yaşam mücadelesini birlikte vermeleridir. Kent Konseyleri, Çevre Dernekleri, Sağlık Örgütleri, Barolar, Odalar, Kooperatifler bir adım öne çıkmalıdırlar. Çevre korumacılık yerine siyasi iktidara hizmet eden hatalı eğilimleri, bölgemize kötülük yapanları asla unutmadan sorunlarımıza çözüm ve dayanışma temelinde yaklaşmak en doğru yöntem olacaktır.

Av. Bülent  KAÇAR
TRAKYA PLATFORMU HUKUK KURULU ÜYESİ