İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde avukatlardan sonra hakim ve savcıların da X-Ray cihazlarından geçerek adliyeye alınmaları hakim ve savcıların büyük tepkisine neden oldu. Hakim ve savcılar, yasaya göre üzerlerinin aranamayacağını belirterek adliyede silah bulundurma haklarının olduğuna ve bir süre önce Adalet Bakanlığı tarafından kendilerine ucuz tabanca alma olanağı sağlandığını hatırlattı.

http://kemal-goktas.blogspot.com.tr/ adresinde yayımlanan Kemal Göktaş’ın haberin göre;   YARSAV Başkanı Murat Arslan’ın yaptığı açıklamada Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesinin ardından yargıç ve savcıların güvenliğinin sağlanması için, yine yargıç ve savcıların aranmasının bir çözüm olarak sunulmasını kaygı ve şaşkınlıkla izlediklerini belirtti.

YARSAV Baroları “Popülistlikle” Suçladı

Arslan, adliyelerin güvenliğinin avukatların aranmasına indirgenmesinin, bu nedenle ortaya çıkan tepkinin yargıç ve savcıların da aranması yoluyla hafifletilmeye çalışılmasının “en hafif tabiri ile basiretsizlik, beceriksizlik, çözüm üretme makamında olanların liyakatsizliği” olduğunu savunarak “Güvenliği sağlama adına, yargı bağımsızlığına, yargıç güvencesine, saygınlığına gölge düşürecek uygulamalar kabul edilemez. Ayrıca, bir meslek örgütü olan İstanbul Barosu’nun ya da Türkiye Barolar Birliği’nin, kendi meslek mensuplarının yasal hak ve özgürlüklerini koşulsuz savunmak yerine, yargıç ve savcılarla sefalette eşitlik üzerinden savunuyor olmasının, varlık nedenlerini sorgulatacak biçimde, popülist bir tutum ve yaklaşım olduğunu da not ediyoruz” dedi.

“Hakim Savcı Aranamaz”

İstanbul hakimi Murat Başer ise adalet.org’daki yazısında, Çağlayan Adliyesinde başsavcının talimatı ile, hakim ve savcıların X-Ray cihazlarından geçerek ve çantalarına bakılarak adliyeye alındıklarını belirterek “Korumalarımız alındıktan sonra şimdi de silahlarımız adliye girişinde elimizden alınmak isteniyor. Bakalım daha neler göreceğiz. Bu uygulama, Başsavcı ve komisyon başkanı için geçerli değil. Ben kendim x ray dan geçmeyi reddettim ve çantamı da aratmadım. Benimle birlikte adliyeye giren hiçbir meslektaşım uygulamayı eleştirip tepki vermedi. Kendi yasal hakkını savunmadı. Bu da beni ikinci defa üzdü” diye yazdı.

“Ruhsatlı Silahları Ne Yapalım?”

İstanbul hakimi Alican Apaydın hakim ve savcılara ruhsatlı silahlar verildiğini hatırlatarak “Ruhsatlı silahları bize kendimizi korumamız için vermediler mi? Ben kendimi özel güvenliğe aratmam gelsin Başsavcı kendisi arasın o zaman” sözleriyle tepki gösterirken Büyükçekmece Hakimi Ali Altıntaş “Vay benim bağımsız yargıma, bağımsız yargıcıma. Sonra güvenlikçiyi, onun bu olayı anlattığı kişileri hakimin bağımsız olduğuna inandırın” dedi.

“Adliyeye Silahla Gelelim”

İstanbul Hakimi Hatice Tomaş ise hakim ve savcıların kullandığı kapının yanına konulan X-Ray cihazları ve barikatların yanı sıra 8-10 çevik kuvvet polisinin de orada olmasına tepki göstererek “Direnen hakim-savcı olursa yaka paça götürmek için mi oradalardı? Benim üzerimde silah yoktu, zaten bir silaha sahip değilim, ama, o an üzerinde silah taşıyan meslektaşlarımın durumunu merak ediyorum; onlardan silahlarını bırakmaları istendi mi? Saldırıya uğrayan ve şehit olan bir savcı; tehlikeli bulunan yine hakim-savcı. Başsavcılık, adliye güvenliğini sağlama konusundaki başarısızlığını, yeteneksizliğini bu hangi akla hizmet ettiği anlaşılamayan yöntemlerle ört bas edemez. Sabah sabah bütün motivasyonumuzu aldı götürdü şu olay. Ya da elle aranmadığımıza şükür mü etmeliyiz, bilmiyorum. Yarın bütün meslektaşlarımı adliyeye silahla gelmeye davet ediyorum” dedi.

“Yargı ölmüş demektir”

Yargıtay Tetkik Hakimi Volkan Yıldız ise “Demek ki meslektaşımız sayın Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesinde kusurlu olanlar hakimler, savcılar ve avukatlarmış. Artık bu uygulama sayesinde hepimiz güven içerisindeyiz” dedi.

İstanbul Anadolu Adliyesi Hakimi İhsan Sartık ise Çağlayan Adliyesi’ndeki aramayı suç olarak niteleyerek “Rehin alınan savcımızın ölümü ile sonuçlanan bir kurtarma faaliyetine katılanları kutlayarak, hakim ve savcıların aranmasını isteyerek, hedef saptırarak, koruma eksikliğini, istihbarat eksikliğini , kurtarma eksikliğini kapatamazsınız” ifadelerini kullandı.

Sartık Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez” hükmünü anımsatarak buna aykırı hareket eden kolluk kuvvetleri amir ve memurları hakkında soruşturma açılması gerektiğini savundu. Hakim Cihat Köse de “Hâkim savcı aranamaz; bu emri veren ve uygulayanlar alenen suç işliyorlar. Adliyeye silah sokması dahi kanunen yasak olmayan hâkim savcıyı aramanın hiç bir şekilde yasal dayanağı ve mantığı bulunmamaktadır” dedi. Tunceli Hakimi Onur Demir ise “Hakim savcı yasaya aykırı aykırı olarak aramaya tabi tutuluyorsa yargı ölmüş demektir. Yargının ruhuna El-Fatiha” diye yazdı.

 Çağlayan Adliyesi’nde yaşanan arama krizi kameralara böyle yansımıştı:

[embedyt]http://www.youtube.com/watch?v=6qPBseZfr0g[/embedyt]