[su_quote]Uymuyorlar ama ha bire değiştiriyorlar. AKP en çok anayasa konusunda tabuları devirdi. Memlekette yasaları uygulamamak görülmemiş şey değildi ama Anayasa’ya “kağıt parçası” muamelesi yapmak AKP’ye nasip oldu. Anayasa’da en çok değişiklik yapan iktidar olma şerefi de yine AKP’ye düştü. 16 Nisan’da oylanacak değişiklik ise 177 maddelik Anayasa’nın 79’una dokunarak yeni bir rekor kırıyor. Anayasa AKP’nin oyuncağı oldu. AKP’nin önerdiği ilk değişiklik RTE için yapılmış “şahsa özel, adrese teslim” niteliğindeydi. 2002’de yapılan değişiklikle Erdoğan’ın siyaset yasağı kaldırıldı. Şimdi halkoyuna sunulan değişiklik de RTE damgasının taşıyor. Kabul edilecek gibi görünmüyor ama amaç belli: Erdoğan’ı yargıdan ve kaçınılmaz yazgısından korumak.[/su_quote]

AKP ile Anayasa ilişkileri, bir yanıyla Anayasa’yı uygulamayarak, diğer yanıyla çifte standart uygulayarak aynı madalyonun iki yüzü olarak sürüyor. Yani işlerine gelmediğinde Anayasa’yı tanımıyorlar, bazen de işlerine geldiği gibi uyguluyorlar.

Cumhuriyetin niteliklerinden devletin yapısı ve yetkili organların görevlerine, laiklikten hukuk devletine, eşitlikten temel hak ve özgürlüklere kadar her ne yazılıysa Anayasada, aynı ikiyüzlülük devrede. Anayasayı yorumlamak, anayasa yargısını işletmekle görevli denetim organı olan Anayasa Mahkemesi de AKP paralelinde çalışmaya başlayınca işler daha da kolaylaşıyor.

AKP’nin Anayasa ile fazla oynaması da gelgit oyununun parçası. Hem siyasal muhalefeti, hem de toplumu böyle oyalıyorlar. Sorunların kaynağı anayasa olarak gösterilince, çözümün de anayasa değişikliği olduğu yanılsaması oluşturuluyor. Dikkatler anayasaya dönünce, gerici iktidarın yasaları uygulamasındaki sorunlar görünmez oluyor. Üstelik bu sırada AKP’nin hukuksuz uygulamalarına zemin oluşturacak değişiklikler de, “iyileştirme” olarak yutturulup geçiriliyor.

[su_button url=”http://www.savunmahareketi.org/wp-content/uploads/2017/04/BMO_RAPOR_v2-01.pdf” target=”blank” style=”flat” background=”#64120f” color=”#ffffff” size=”5″ wide=”yes” center=”yes” radius=”0″ text_shadow=”2px 2px 0px #000000″]ANAYASA İLE GÜNDEM DOLDURMAK [/su_button]

1982 ile 2002 yılları arasındaki yirmi yıllık dönemde 8 değişiklik girişimi yapılmış. ANAP’ın tek başına iktidarı ve bunu izleyen koalisyon hükümetleri ile geçen bu 20 yıldan sonra AKP gelmiş. Ve 14 yılda bunun iki katı sayıda değişiklik girişiminde bulunulmuş. 16 Nisan’da halkoylamasına sunulacak olan 17. değişiklik girişimi.

AKP’nin 16 girişimden 11’i yürürlükte. 4’ü (3’ü Ahmet Necdet Sezer, 1’i Abdullah Gül olmak üzere) cumhurbaşkanı tarafından geri çevrildi. AKP’nin hukuk anlayışına yanıt yalnızca cumhurbaşkanlarından gelmedi.

[su_button url=”http://www.savunmahareketi.org/wp-content/uploads/2017/04/BMO_RAPOR_v2-01.pdf” target=”blank” style=”flat” background=”#64120f” color=”#ffffff” size=”5″ wide=”yes” center=”yes” radius=”0″ text_shadow=”2px 2px 0px #000000″]CUMHURİYET İLKELERİNİ İHLAL ÖZGÜRLÜĞÜ [/su_button]

2008 yılında, üniversitelerde dinsel simge olarak türban serbestliği için yapılan değişiklik Anayasa Mahkemesi’nden döndü. 2008 aynı zamanda AKP’nin “demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerini ihlal” gerekçesiyle suçu sabit görülerek para cezasına hükmedildiği yıl.

Anayasanın laiklik maddeleri değişmediği, Anayasa Mahkemesi kararları da bağlayıcı olduğu halde AKP bugün laikliği altüst eden, dinsel gericiliği devlete, siyasete ve topluma yerleştiren bir parti…

16 Nisan’da halkoyuna sunulan 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, anayasa tanımazlığın ya da anayasal keyfiliğin “fiili durum”unu Anayasa metni içine taşırken, anayasa hukukunun biçimsel ve etik tüm ilkelerinin de alt üst ediyor.

Bu değişiklik, biri geçici ve diğeri yürürlük maddesi olmak üzere 18 maddeden oluşmasına karşın, yürürlükteki Anayasanın 69 maddesiyle oynuyor ve bir de geçici madde ekliyor.  Bu oynamalarla, 24 maddede kısmi değişiklik, 10 maddede tümüyle değişiklik, 5 maddede ekleme, 19 maddede çıkarma yapılıyor; 21 madde ise tümüyle yürürlükten kaldırılıyor. Böylece 18 maddelik kanunla 177 maddelik Anayasa’nın -oynanan 69 maddenin kimilerine birden çok dokunmak suretiyle- toplam 79 maddesine el atılıyor. Kıyaslama yapılırsa, 1982 Anayasasının bugüne kadar 113 maddesine el atılmış iken bugün bir kanunla 79 maddesine el atılıyor.

Bu kadar çok anayasa değişikliği, bir yanıyla AKP’nin ve aslında sermaye düzeninin çaresizliğinin dışa vurumu; diğer yanıyla da sömürünün, gericiliğin ve otoriter yönetimin “fiili durumları”nın hukuksal meşruiyete kavuşturulması amacını güdüyor.

Değişikliklerin yasa bazında niceliksel boyutuna, madde ve içerik boyutları eklendiğinde tablo daha da çarpıcı hale geliyor (TABLO 2 ve 3).

[su_button url=”http://www.savunmahareketi.org/wp-content/uploads/2017/04/BMO_RAPOR_v2-01.pdf” target=”blank” style=”flat” background=”#64120f” color=”#ffffff” size=”5″ wide=”yes” center=”yes” radius=”0″ text_shadow=”2px 2px 0px #000000″]İLK DEĞİŞİKLİK RTE İÇİN[/su_button]

AKP iktidara gelir gelmez 2002 yılında yapılan ilk değişiklik iki maddeyle oynadı. Bu değişiklik doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset yasağını kaldırmaya yönelik, yani kişisel idi. 2017’de bugün yapılanın da kişisel olduğu saklanmıyor; saklanmak istenen, piyasacı gerici düzenin işlerinin kolaylaşacağı, siyasetin partiler aracılığıyla yürütülmesinin engelleneceği denetimsiz otoriter yönetim: “cumhuriyet” adlı cumhuriyetsiz, “cumhurbaşkanı” adlı tek kişilik devlet…

Bir başka çelişki de, hem sermaye iktidarının hem de siyasal iktidarın 1982 darbe Anayasasını ret üzerine kurulu propagandalarına karşın -ki bu ret görüşüne düzen muhalefetinden toplumun geniş kesimlerine kadar hatırı sayılır bir destek de olduğu halde- “yeni anayasa” yapamadılar.

TÜSİAD, MÜSİAD, TUSKON, TOBB… Hep denediler, yeni anayasa önerileri hazırladılar. AKP, 2007’de yeni anayasa için “bilim kurulu”na kalem oynattırdı. Ya güçleri yetmedi ya da yetmiyor gibi gözüküp anayasa değişiklikleriyle, daha kolaycı yol denendi.

İçeriği bakımından yeni bir anayasa olan ve mevcut Anayasanın ilkelerini ihlal ederek “Cumhuriyet”i ve niteliklerini değiştiren 2017 Anayasa değişikliği tam buraya, kolaycı yola oturuyor.

[su_button url=”http://www.savunmahareketi.org/wp-content/uploads/2017/04/BMO_RAPOR_v2-01.pdf” target=”blank” style=”flat” background=”#64120f” color=”#ffffff” size=”5″ wide=”yes” center=”yes” radius=”0″ text_shadow=”2px 2px 0px #000000″]PARANIN VE DİNİN SALTANATI[/su_button]

Yeni bir anayasa yapmak yerine, TBMM’nin kaynağını Anayasadan almayan devlet yetkisini kullanması, adına “rejim değişikliği” dedikleri halde Meclis içi muhalefetin de bu oyuna ortak olması çifte kavrulmuş lokum gibi, isteyen istediği kadar oyalansın dursun.

Gücün tek merkezde toplanacağı bir devlette, “para” ve “din” saltanatını rahatça sürdürürken, hak ve özgürlüklerin güvencesi ortadan kalkacakmış, emekçiler daha çok ezilecekmiş kime ne? Herkes sermayenin çekim alanına girsin yeter.

Anayasayı sıklıkla gündemde tutmak, hem toplumu oyalama hem de onun üstünlüğü ve bağlayıcılığına sığınarak otoriter ve keyfi yönetimi meşrulaştırma amacını güderken;     oyuncak yapmak ise “hukuk ne derse desin, anayasa ne yazarsa yazsın” “sermaye düzenine ve yönetimine serbestlik asıldır; halk bu keyfiliğin kurallarına uymak zorundadır” amacını güder.

Boyun eğmeyenler, “yetmez ama hayır” derken, sömürü düzeninin anayasa oyuncağının ve oyunlarının gerçek yüzünü gösterip, toplumcu anayasa yolunun taşlarını döşeyecek.

ALİ RIZA AYDIN, ANAYASA MAHKEMESİ ESKİ RAPORTÖRÜ

KAYNAK: BOYUN EĞME, Haftalık Siyasi Dergi, 31.3.2017, sayfa 4-5