Corona salgını günlerindeyiz, tüm ülkede tehlikeli salgın hastalık var. Anayasanın 119. maddesinde tehlikeli salgın hastalık, olağanüstü hal ilanı nedenlerinden biri olarak gösterilmiş. 2935 sayılı 25/10/1983 tarihli Olağanüstü Hal kanununda hangi nedenlerle OHAL ilan edileceği, ne gibi tedbirler alınacağı vb. uzun uzun anlatılmış. Henüz OHAL ilan edilmediği için bu önlemler alınmıyor. Her ne kadar İçişleri Bakanı “Maske üreticilerini Sağlık Bakanlığımızla sözleşme yapmaları için tekrar uyardık. 10-12 saat daha süreleri var, yarın fabrikalarına el koyarız. Hiç bundan da çekinmeyiz ve böyle bir yetkimiz var” dediyse de, OHAL ilan edilmediği için bunu yapamaz.

Cumhurbaşkanı kararları ya da Bakanlık genelgelerinin dayanağı, bir cumhuriyet kanunu olan 1930 tarihli 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu (tam karşılamasa da gençlerin anlayacağı dille Sağlık Koruma Kanunu) na dayanıyor. Kanunun 1.maddesi şöyle der: Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.

Eski kanunlar hikayeler gibidir. Yazıldığı tarihte neler yaşandığını anlarsınız, dili de ‘nostalji’ yaşatır. Bu kanunda ana-babalar, valide ve pederdir. Sari ve salgın hastalıklardan birinin hüküm sürdüğü veya tehdit ettiği mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tasvibiyle bütün umumi mahallerde vuku bulacak içtimalar tahdit veya menolunabilir. Bütün kara ve deniz ve hava nakil vasıtalarının fenni tathir ve tephire tabi tutulmadan seyrüseferlerine mümaneat edilir. Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti (Sağlık ve sosyal yardım bakanlığı) bu çok uzun kanunda çok şey yapmaya yetkilidir.

Genç Cumhuriyet bu kanunu çıkarmış, son ‘Başkanlık’sa 6428 sayılı kanun çıkarıp kamu özel işbirliği ile sağlığı ticarethaneye çevirmişti. Ama bu Corona salgınında Hıfzısıhha kanunu kurtarıcı oldu ve illerde Umumi Hıfzısıhha Kurulu kararlarıyla önlemler alınmaya başladı. Her vilayet merkezinde bir umumi hıfzıssıhha meclisi toplanır. Bu meclis mahalli sıhhat ve içtimai muavenet müdürü, nafıa mühendisi, maarif, baytar müdürü, mevcutsa sahil sıhhiye merkezi tabibi, bir hükümet ve belediye tabibi ve hastane baştabibi ile garnizon ve kıt’a bulunan yerlerde en büyük askeri tabip ve serbest sanat icra eden bir tabip ve bir eczacıdan ve belediye reisinden mürekkeptir. Meclis valinin veya valiye bilvekale sıhhiye müdürünün riyaseti altında içtima eder.

Evet, işte bu maddelere göre illerde Hıfzısıhha kurulları toplandı ve salgınla ilgili kararlar aldı. Mesela Ankara İl Umumi Hıfzısıhha Kurulu, 16-28 Mart arasında Koronavirüs salgınıyla ilgili 12 adet karar aldı.

İyi ki cumhuriyet kanunları var da bürokrasi hala çalışıyor.