A man cries over the body of a victim, at the site of an explosion in Ankara, Turkey, Saturday, Oct. 10, 2015. The two bomb explosions targeting a peace rally in the capital Ankara has killed dozens of people and injured scores of others. The explosions occurred minutes apart near Ankara's main train station as people were gathering for the rally, organized by the country's public sector workers' trade union and other civic society groups. The rally aimed to call for an end to the renewed violence between Kurdish rebels and Turkish security forces. (AP Photo/Burhan Ozbilici)

10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, ‘Ankara Katliamı soruşturması ile ilgili bir beklentimiz kalmadı’ diyerek, yaşanan süreci aktardı: Kısıtlılık kararı sürüyor, sorumlular dosyaya dahil edilmiyor, şüpheliler bir bir ölüyor

Birgün’den Erk Acarer’in haberine göre; Ankara Katliamı’na dair iddianame tamamlanmak üzere olduğu halde dosyadaki kısıtlılık kararı sürüyor. 10 Ekim Davası Avukat Komisyonu derin şüphelere dikkat çekip önemli sorular soruyor: “İhmali aşan sorumlulukları olan kamu görevlileri neden soruşturmaya dâhil edilmiyor? Söz konusu kişilerin sanık olmak yerine soruşturmayı yürüten kişiler konumunda bulunmaları bir hukuk skandalı. Önemli bir nokta da IŞİD militanlarının durumu. Birer birer kendilerini öldürüyorlar. Peki, bu dava da kim yargılanacak?”

 ‘Kısıtlılık Kalksın’

10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda yaşanan katliamın 7. ayı geride kalmak üzereyken, soruşturmaya dair ciddi sıkıntılar sürüyor. 10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, hukukla bağdaşmayan bu sorunları şöyle sıralıyor:

“Öncelikle, katliamın hemen sonrasında alınan kısıtlılık kararı halen kaldırılmamıştır. Konuya ilişkin tüm başvurularımız reddedilmiş, Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğumuz başvurular da halen sonuçlanmamıştır. Bu, bütün delillerin toplandığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde dosyanın tamamlandığı anlamına gelmektedir. Bu nedenle hiçbir hukuki dayanağı olmayan kısıtlılık kararı derhal kaldırılmalıdır.”

 ‘Soruşturma Yok’

10 Ekim Davası Avukat Komisyonu; ‘ihmali aşan sorumlulukları bulunduğu halde’ herhangi bir kamu görevlisinin soruşturmaya dâhil edilmediğini de belirterek, şunları aktarıyor: “Katliamda, çeşitli düzey ve yetkilerdeki kamu görevlilerinin sorumluluklarına dair kamuoyuna da yansımış çok sayıda bilgi ve belge bulunmaktadır. Dönemin Ankara İl Emniyet Müdürü Kadri Kartal, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Dalkılıç, İstihbarat Şube Müdürü Cihangir Ulusoy, TEM Şube Müdürü Hakan Duman, Güvenlik Şube Müdürü Adem Arslanoğlu, TEM Şube Müdürlüğü Büro Amiri Hüseyin Özgür Gür’ün yapılacağı haftalar öncesinden belli olan, resmi her türlü başvurusu yapılmış olan mitingde gereken güvenlik önlemlerini almadığı anlaşılmıştır. 10 Ekim günü gelmiş olan da dâhil onlarca istihbaratı değerlendirmediği, istihbaratlardan birinin gerekli birimlere iletilmediği, istihbaratın gizlendiği, miting düzenleme kuruluna istihbaratlar hakkında bilgi verilmediği, çok açık ve net bir biçimde ortadadır. Mülkiye Müfettişi tarafından hazırlanan raporda, söz konusu kamu görevlileri hakkında soruşturma açılması önerilmiş, Ankara Valiliği buna gerek olmadığına karar vermiş, savcılık da söz konusu Valilik kararını uygun bulmuş ve itiraz etmemiştir.”

Avukatlar daha vahim bir konuya da şu ifadelerle dikkat çekiyor: “Açıkçası dosyada sanık sıfatıyla yer alması gereken Ankara Emniyet Müdürlüğü yetkilileri dosyasının, adli kolluk sıfatı ile yürütücüsü konumundadır.”

IŞİD’cilere Ne Oluyor?

Avukatlar, adeta kilit durumdaki bir soruna da dikkat çekiyor. Katliam planlayıcıları bir bir kendini patlatıyor. Avukatlar, tam bu noktada “Peki bu davada kim yargılanacak?” diye sorarak özetle şunları aktarıyor: “Bu dosyasının en önemli sanıklarından biri Yunus Durmaz, diğeri de Halil İbrahim Durgun’dur. Bu kişilerden Yunus Durmaz, katliam emrini veren ve planlayan kişi olup, Halil İbrahim Durgun ise canlı bombaları Ankara’ya getiren kişidir. Halil İbrahim Durgun’un 14 Kasım 2015 günü Antep’te evine yapılan operasyonda üzerine sardığı bombaları patlatarak yaşamını yitirdiği belirtilmiş, aynı tarihlerde Yunus Durmaz’ın son anda kaçtığı ve yakalanamadığı ifade edilmiştir. Yunus Durmaz ülkenin her yerinde aranmasına rağmen bir türlü bulunamamıştır. Ancak 19.05.2016 tarihinde Antep’teki evine yapılan operasyonda, tıpkı Halil İbrahim Durgun gibi üzerine sardığı bombayı patlatarak kendisini öldürdüğü bilgisi, kamuoyuyla paylaşılmıştır. Durmaz ve Durgun’un kendilerini öldürdükleri yönündeki açıklamalara şüpheyle yaklaştığımızı belirtmek durumundayız. Dosyanın en önemli iki sanığının tamamen aynı yöntemlerle ölmeleri ‘Dosya sanıkları ortadan mı kaldırılıyor?’ sorularını doğurmaktadır.”

Kim Yargılanacak?

10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, ‘çok önemli bir soru üzerinden daha değerlendirme yapıyor: “İki önemli sanığın ölmesi ve öncesinde Yunus Durmaz’ın son anda kaçmasıyla sonuçlanan operasyonların kamuoyuna adeta başarılı operasyonlar olarak ilan edilmiş olmasını ise, şaşkınlıkla karşıladığımızı belirtmek isteriz. Bu nasıl bir başarıdır ki, dosyada adeta yaşayan sanık kalmamıştır. En önemli sanıklarından yoksun dosyada kim yargılanacak ve bu yargılamadan nasıl bir sonuç alınacaktır? Geldiğimiz noktada, delil karatma ihtimaline binaen gizli yürütülen soruşturma dosyası, bu gizlilik altında katliamı aydınlatacak delilerin ortadan kaldırıldığı bir dosya haline gelmiştir. Bu durumda olan dosyadan çıkacak iddianameden pek bir şey beklemediğimizi belirtmek isteriz.”

‘İktidar Sorumlu’

Avukatlar toplamda ‘Katliam sonrası oylarımız arttı’ diyenlerin de soruşturmaya dâhil edilmesi gerektiğini şu şekilde aktarıyor: “Kuşkusuz katliamının tek sorumlusu Ankara Emniyet Müdürlüğü yetkilileri değildir. 10 Ekim katliamından sonra “oylarımız arttı” açıklaması yapan ve katliamdan “fayda” sağlayan siyasal iktidarın toplam sorumluluğu söz konusudur. Bu sebeplerle bütün kamu görevlilerinin sanık sıfatıyla dosyada yer alması gerekir.”