Artvin’de laik-bilimsel eğitim talebiyle dağıttıkları bildiri nedeniyle “dini değerleri aşağılamak” suçundan gözaltına alınıp tutuklanmaları istenen 4 öğretmen hakkındaki soruşturma, savcının değişmesinin ardından “takipsizlik” kararı ile sonuçlandı. Kararda ayrıca “Türk milletinin benimsediği İslam Dini”, “Allah (c.c)”, “Hazreti Muhammed (s.a.v.)” ifadelerinin yer alması dikkat çekti.

http://kemal-goktas.blogspot.com.tr’den yer alan KEMAL GÖKTAŞ’ın haberine göre; kararda AİHM içtihatlarına atıf yapılarak “hakaret, zarar verecek söylem ve saygısızlık içermedikçe dine yöneltilen eleştirilere ceza verilmemesi gerektiğini, aksi takdirde dinler hakkında alışılagelen fikirler dışında düşünceleri olan kişilerin düşüncelerini açıklamaktan vazgeçebileceklerini” vurgulandı. Kararda ayrıca “Türk milletinin benimsediği İslam Dini” ve “İslam Dinine göre kutsal sayılan dini değerler olarak Allah (c.c), Hazreti Muhammed (s.a.v.), Kur’an-ı Kerim sayılabilir” ifadelerinin yer alması da dikkat çekti. Kararda, öğretmenlerin bildirideki “hurafe” sözcüğü nedeniyle “dini değerleri aşağıladıkları” iddiasıyla tutuklanmalarını isteyen savcı Yusuf Bahadır Özay’ın yerine savcı Nusret Alper Pazarcıklı’nın imzası yer aldı. Özay hakkında sorgu sırasında öğretmenlere “Kuran’a inanmıyor musunuz?” dediği iddiasıyla HSYK’ya suç duyurusunda bulunulmuştu.

“Türk Milletinin Benimsediği İslam Dini…”

Soruşturmayı yürüten Savcı Özay’ın yerine görevlendirilen savcı Pazarcıklı’nın kaleme aldığı takipsizlik kararında, bildiride geçen “çocuklarımızı okula hurafeler öğrensin körpe beyinleri korkularla çarpılsın, orta çağ tezgahlarından geçsinler diye değil toplumun tüm gözeneklerinin dinle doldurdukça suçlarıyla hesaplaşmaktan kurtulabileceğini düşünüyor” ibareleri nedeniyle “Türk Milletinin benimsemiş olduğu İslam Dinine hakaret etmek suretiyle toplumun dini değerlerine hakaret suçunu işlediklerinden bahisle soruşturmanın başladığı” belirtildi. Kararda şöyle denildi:

“Bu suçun oluşabilmesi için aşağılama fiilinin halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlere yönelmesi gerekmekte olup; Türk Milletinin çoğunluğunun benimsediği İslam Dinine göre kutsal sayılan dini değerler olarak Allah (c.c), Hazreti Muhammed (s.a.v.), Kur’an-ı Kerim sayılabilir. Ancak somut olayımızda şüphelilerin dağıttığı bildirilerde İslam Dinine göre kutsal sayılan değerlere yönelmiş bir aşağılama fiili bulunmamaktadır.

“Dinler de Eleştirilebilir”

AİHM’nin ifade özgürlüğünü dinsel kin ve nefret içeren söylemler bakımından ele aldığı kararlarında din ve inanç özgürlüğü söz konusu olduğunda başkalarına zarar verecek nitelikteki söylemlerden ve saygısızlık edecek davranışlardan kaçınılması gerektiği, doğrudan kişi olarak inananları hedef alan hakaretamiz saldırıların olmaması gerektiği belirtilmiştir. Bu sınırlar dahilinde olmak kaydıyla dine yöneltilen eleştirilerin hoşgörüyle karşılanması gerektiği, aksi takdirde dinler hakkında alışılagelen fikirler dışında düşünceleri olan kişilerin kendilerine yönelecek yaptırım tehditleri nedeniyle bu düşüncelerini ortaya koymaktan vazgeçebilecekleri ve bunun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan ifade özgürlüğünü ortadan kaldıracağına değinmiştir.”

Kararda öğretmenlere “eğitim ve öğrenimin engellenmesi” suçunun oluşabilmesi için failin ancak cebir, tehdit ya da hukuka aykırı bir davranışı araç olarak kullanması gerektiği belirtilen kararda bildiride bu unsurların olmadığı ifade edildi.

“Tazminat davası” Açabilirsiniz

Kararda, öğretmenlere gözaltında kaldıkları süreye ilişkin olarak tazminat davası açma hakkı bulunduğu hatırlatıldı ve el konulan 36 adet bildirinin iadesine karar verildi.

“Kuran’a İnanmıyor Musunuz?” Demişti

Cumhuriyet Savcısı Özay, “laik ve bilimsel eğitim” talebiyle 13 Şubat’ta okul boykotu yapılmasına ilişkin el ilanı dağıtan 4 sendikacı öğretmeni “dine hakaret” suçundan tutuklanması istemiyle hakimliğe sevk etmişti. Savcı el ilanında geçen “Çocuklarımızı okullara hurafeler öğrensin, körpe beyinleri korkularla çarpılsın, Ortaçağ tezgahlarından geçsinler diye değil, bilimsel düşünmeyi öğrensinler diye gönderiyoruz” ifadelerinin “dini aşağılama” olduğunu ileri sürmüştü. Savcının tutuklama talebini reddeden hakim ise, bu suça istenen cezanın 6 aydan 1 yıla kadar hapis olduğunu ve tutuklama yasağı kapsamında kaldığını belirtmişti.

Öğretmenlerin avukatı Bedrettin Kalın tarafından HSYK’ya (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) yapılan suç duyurusunda ise savcı Özay’ın bildiride geçen “hurafe” sözünden neyi kastettiğini sorduğu öğretmenin örnek olarak “cinleri, perileri” vermesi üzerine “Kur’anda cin süresi var. Kuran’a inanmıyor musunuz?” diye sorduğu belirtilmişti. Suç duyurusunda savcı Özay’ın avukatın, kimsenin dini inancını soramayacağını söylemesi üzerine de “Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede bu soruyu sorarım” dediği belirtildi. Suç duyurusuna göre savcı Özay, IŞİD’in İslam olmadığını da söyledi ve “Mustafa Kemal de din değil” demişti.